image

Yolun Başındaki Sen miydin?

Ayşe Şener

“Hayattan ne anlıyoruz?” sorusunun karşılığı bizim hayata verdiğimiz anlamdır. Bir anlam, içinde bir amaç barındırır. Amaç ufukta göründükçe ona doğru giden yollar çizilir önümüzde…Yürüyüş başlar. Yürüyüşün nasıl olacağı, nasıl bir yolda nasıl adımlar atılacağı hep o anlama göre belirlenir. Sanırım onlar ilkelerimizdir. Yaşamı adımlarken ki değişmez duruşumuz…
Bir adım, iki, üç adım. Engel. Direnç. Çukur. Beş adım. Altı, yedi adım. Düz ayak. İlerleyiş. Derken belki de zirve!
Yürüyüş zirvesini özler her adımda. Her insan belirlediği amacı arzular. Varmak için gereken her şeyi yapmak ister. Yapar. Bazen amacına varan kısa yollar görür. Emeksiz. Zahmetsiz. Hırsız yollar. Kaçak, hak edilmemiş yollar. Amaca hemen ulaşmak için kolayı seçebilir. Vardığı yerde o artık ilkesiz biridir.
İlkesizlik acziyettir. İnsanın kendisini görmek istemeyeceği bir çirkinlik… İradesi alınmış, hayatı için kendine özgü kurallar koyamayan, amacına olan saygısını yitirdiği için “duruş”unda durmamış bir kaypaklık hali…
Portremizde gözlerimizin ışığı hangi ufka varıyorsa, o ufkun bize bakışıyla kesiştiğimiz yerdeyiz. Ne var ki o ufka varıncaya değin ifademizdeki samimi başlangıçları muhafaza edemeyiz çoğu zaman…Başlangıçlar daima saf duruşlarıyla bizi bile kandırırlar. Fakat sonuçlara ulaşma noktasındaki ilkesizlik hezimetini yaşayacaklarını bilseler bu kadar rol yapamazlardı…Sondan bakmak gerek belki de başlarken. Basiretimiz o kadar uzağa uzanamasa da en azından en başında konulan ilkelerde sonuna dek dirençle kalmak, utanılası “başarılara” karşı bizi koruyacaktır. Umut ediyoruz.

Yoksul başkaları için harcamak ve paylaşmak için zengin olmak ister. Besmelesi cömertliktir. Sonrasında, paraya para demediği bir zamanda, cimrinin teki olmuştur.
Bir genç hem kendi ayakları üstünde durmak, hem de ilgili konuda insanlara yardım etmek için şu veya bu mesleği seçer. Sonrasında her şey sadece daha çok para kazanmaya veya kariyer takıntısına dönüşür.
Bir dindar seçtiği inanışın insanlığa vereceklerini halka duyurmak için kürsüye çıkar. Onaylanma, manevi alkışlar, saygı makamı ilkelerini ele geçirir. Kimliksiz, çıkarcı biri olur o da. Anlatageldiği dini başlangıçtaki kadar berrak değildir artık. Yozlaşmış kişiliğinde tahrife uğramıştır. İlkeler düşmüş, duruş kaybolmuştur.
Güce ulaşan genellikle ilke edindiği “sözlerini” tamamıyla olmasa bile, unutmak istediği kısmıyla unutur. Sorgulanamaz bir konumdadır ve pekala ilkesiz davranabilecek “özgürlüğe” ulaşabilmiştir.
Neden her şey böyle düşüyor? İlkelerle başlanan yolda ilerleyen insan, neden ilkelerini geride bırakıyor? Olgunlukla yaşanan bir başlangıç neden böyle sorumsuz bir şımarıklıkla sonlanıyor.
Bir ilke, bir adım. İki adım. Üç, beş adım. İki ilke, altı-yedi adım. Üç ilke bir yol çizer önümüzde. Adımlarımız arttıkça ilerledik sanırız. Fakat ilkelerimiz azalıyor ve yok oluyorsa ilerlemiş olmayız. İleri olmak; zamanın ve mekanın ötesinde, bencilliğin ve geçici çıkarların çok ötesinde, daha en başında belirlenen ilkeleri sona doğru belirsizliğin karanlığına atmamaktır. Gayesine nankör olmamaktır. Başta neysen sonda da o olmaktır. Bir duruşta durmaktır. Açık, net olmaktır. Aydın-lıkta olmaktır. Durağanlık değildir bu. Değişmeyen ilkelerde durmak, her aldatıcı engele, her çıkara, çeldiriciye, çukura rağmen, dirençle ilerlemektir. Muhkem ilkelerini korumayan haklı bir sefere düşemez. Zaten ileri insan bütün değişimleri dikkate alarak belirler değişmez ilkelerini. Bu nedenle değişmesine, bozulmasına, yolu yarılarken ilkeleri de unutmasına gerek olmayacaktır.
İlkelilik, değişmez duruşunu yolun sonunda, zirvede de dalgalandırabilmektir. Yola, hayata başlarken ki kadar saf bir açıklıkta…
Bu anlamda sözüm ona profesyoneller; kaybettikleri amatörlük samimiyet ve heyecanına yeniden sarıldıkları takdirde ehliyetsiz kalakalmayacaklarını bilsin. Amatör kalmada ısrar edenler de bir türlü gösteremedikleri ciddiyet ve disiplin tembelliğini terketsin. Cümlenin sonuna Trakyalı olmadığım halde “be yaa” demeyi ne kadar istedim. Yani yapılacak şey bu kadar tabii bir şey demek istiyorum. İnsan olacağız. Bitti. O vakit bütün diğer meseleler de hallolmak için heyecanla sıraya girecek. En başta perofesyonellikteki samimiyetsiz başarıya, amatörlükteki samimi başarısızlık sarılacak ve barışacak. Ehliyettir, liyakattir, sadakattir; bütün yakalarımız bir araya gelecek.
Bütün çeşnimiz üstüne o tek gömleği/ könlek illa giyineceğiz. O da insanlık gömleği...Laga luga bitecek. Güzel yaşayacak. E güzel de öleceğiz vesselam. “Be yaa...”


    Yazımızı Paylaşın;