image

Stres

Şule Kaya Demirkıran Kişisel Gelişim Uzmanı

Stres, kişilerin yaşadıkları olaylar, düşünce ve duygular ile ilgili kendisini yoğun baskı altında hissetmesi ve bununla ilintili olarak yaşanılan gerginlik, huzursuzluk ve mutsuzluk hali şeklinde tanımlanabilir.


Kontrol altına alınamayan ve kişilerin odağını farklı bir yöne çevirmesine engel olan stres, ilerleyen zamanlarda kişileri depresyonla karşı karşıya getirebilir.


Eskiler strese "buhran", depresyona ise "gönül yorgunluğu" derlermiş... Günümüzde salgın bir hastalık gibi sıkça rastlanılan stres ve depresyon, artık neredeyse 10 kişiden 8'inin yaşadığı ve yaşamakta olduğu bir durum halinde bizi karşılamaktadır. Dünya genelinde nerdeyse insanlar stres ve depresyonla el ele,kol kola geziyor durumda bir hayat sürüyor.


Bu durumun elbetteki bir çok sebebi var. Ve tabi ki sebebi olan herşeyin çözüm ve çare yolları da var. Öncelikle sebepleri ele almak gerekir.


Yaşanılan maddi ve manevi sıkıntılar, bu sıkıntılar karşısında yaşanılan çaresizlik duygusu, insanların birbirlerinden çok fazla beklenti içerisine giriyor olması ve altından kalkamayacağı sorumluluklar alması, bulunulan yerde kendisini rahat ve güvende hissetmiyor olması, bunlarla beraber sürekli olarak eleştiriliyor ve özgüven eksikliği ve kaybı yaşıyor olması, düşüncelerini açıkça dile getiremiyor olmak ve kendini ifade edememek stresin sebeplerinden sadece bir kaçıdır.


Farkında olunması gereken bir husus var ise oda şudur; stressiz bir insan ve stressiz bir hayat pekte mümkün değildir. Her duygu ve düşüncenin insanlarda belli bir oranda bulunuyor olması, aslında hayat yolculuğunun devamı için elzemdir. Necip Fazıl Kısakürek aşağıdaki dizilerinde bunu şu şekilde ifade eder:
"Düşmanım, sen benim iradem ve hızımsın,
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın."


Stres, hayattaki iniş çıkışlar sonucu oluşur. Kalp grafiği çekilmiş bir insanın kalp çizgilerinin iniş çıkışlı olması, o kişinin yaşıyor olduğunun göstergesidir. Düz bir çizgi ölü bir kalp demektir ve artık o kişi için yaşam bitmiştir.


Gelelim stresin panzehirine...


Bununda elbette bir çok yolu var. Bunlardan ilki, ümitsizlik tuzağına düşmemektir. Yaşadığımız olumsuzlukların bizde oluşturmuş olduğu yoğun ve büyük acı ile, başımıza gelenlerin sadece bizi bulduğu ve bize yaşatıldığı inanç ve düşüncesi, bizi bu ümitsizlik tuzağına çok daha süratle çekmeye başlar. Bunun akabinde ise kadere sitem ve isyan sahneye çıkar. Bu durum motivasyon ve enerjinizi düşürdüğü gibi, stres ve depresyon limitinizi de ciddi anlamda zorlamaya başlar.


Genellikle "bunu hakedecek ne yaptım " gibi söylemler, kişilerdeki stres yoğunluğunu fazlaca artırır.


İnanç ve rıza göstermek bu gibi durumlarda denizdeki can simidi gibi kurtarıcı görevi görür. Teslimiyet ve rıza birbirinden çok farklıdır. Teslimiyet daha çok stres oluştururken, rıza gösteriyor olmak stresi gün be gün daha da azaltarak yaşanılır bir hayatın kapılarını açar.


Elinizden geleni yaptıktan sonra yaşadığınız sonuç olumlu yada olumsuz farketmeden yaşanılması gereken neticedir.


Bir şeyin olması için gösterdiğiniz çaba sonucunda olumsuz netice de, olmasın ve yaşanmasın diye gösterdiğiniz çaba sonucundaki netice de, olacak olanın önüne hiç bir surette geçilemeyeceğinin göstergesidir. Çünkü kulun planı yanı sıra Allah'ında bir plânı vardır.


Stresi en aza indirgeyebilmenin yollarından bir diğeri, odağınızı kendi sorunlarınızdan çekmektir.


İnsanların yalnızca kendi sorunlarını görüyor olması, stresin artmasını sağlayan bir etkendir.


Nasıl ki ekmeği paylaşmak insanları onu tatmaktan daha mutlu bir hale getirirse, kendi problem ve sıkıntılarından nefes almanın yolu da başka acıların, başka yaraların iyileşmesi için gösterilen çabada saklıdır.


İnsanların birbirine yâr mı yoksa yara mı olduğunun yolu da sırrıda aslında buradadır. Çoğu kez cevaplar soruların içinde saklıdır. İyi bir gözlem ve farkındalıkla bu sonuca kolaylıkla ulaşılabilir.


    Yazımızı Paylaşın;