• Ana Sayfa
  • Giriş
  • Ölümlü Dünyada Ölümsüzlüğün Şiirini Yakalamak
image

Ölümlü Dünyada Ölümsüzlüğün Şiirini Yakalamak

Prof.Dr.Nazif Gürdoğan

Seküler kültürün kaynakları Batı’da, kutsal kültürün kaynakları ise Doğu’dadır. Son iki yüzyılda seküler kültür, kutlu kenti Paris’ten, bütün dünyaya ihraç edilmiştir. Seküler kültürle, fizik ve metafizik dünyanın arasına aşılmaz duvarlar yükseltilmiştir. İki dünya arasına inşa edilen duvarları yıkmada, bütün insanlığın elindeki küresel silah, şairlerin ölümsüz şiirleridir. İnsanları kutsal kültürden koparan, seküler kültürün duvarları, bilgiyi bilgeliğe dönüştüren şiirle yıkılacaktır.

Fizik dünya bedense, metafizik dünya ruhtur. Bedenler ölür, ruhlar ölmez. Ölümlü dünyada, ölümsüz dünyanın, kapılarını şairler açarlar. İnsanlar ölümsüzlüğün tadına şiirlerde varırlar. Şairler metafizik dünyanın ışığını, fizik dünyaya yansıtan şiirleriyle, insanların ruhlarında ölümsüzlük rüzgarları estirirler. Ölümsüzlüğün şiiri, hayatı yaşanır kılan güzellikte gizlidir. Güzelliğin şiirini yakalayanlar, ölümsüzlüğün tadını herkese tattırırlar. Dünyanın her yerinde, güzel şiir ölümsüzdür, ölümsüz şiir güzeldir.

Osmanlı coğrafyasının hayat kaynağı Anadolu’nun, acılarla yoğurulmuş toprağı, Asya’dan gelen Mevlana’dan, Avrupa’dan gelen İbn Arabi’ye kadar, ölümsüzlüğün tadını tatmış, ölümsüz şairlerin, gönüllerinde taşıdıkları vatanları olmuştur. Onların vatanlarının üzerinden güneş hiç batmaz. O vatanda ölümsüzlüğün olduğu kadar, güzelliğin de simgesi Kabe’dir. Sanat tarihçisi Titus Burckhardt, “İslam Sanatı” kitabında, Kabe’yi güzelliği arayan sanatçıların, yollarının buluştuğu, büyük
insanlık dairesinin merkezi olarak görmektedir.

Yalın yapısı ve derin anlamıyla, Kabe sürekli okunması gereken gizemli bir kitaptır. Kabe insanlığın varoluşuyla yaşıt tarihiyle, gerçeğin tek ve değişmez olduğunu, bütün dünyaya yalın ve simgesel bir dille anlatmaktadır. Zamanın sınırlarını aşan, insanlığa adanmış Kabe, İlk Peygamberden Son Peygambere kadar,bütün peygamberlerden silinmez izler taşımaktadır. Hayatı bütün boyutlarıyla kuşatan gerçekler, Kabe’de simgesel anlatımın doruk noktasına ulaşırlar.

Ölümsüzlüğün şiiri, onun fizik gerçeklerini aşan, metafizik gerçeklerinin derinliklerinde gizlidir.Dünyaya sürgün edilen insanlığın, atalarının ayrılmak zorunda kaldıkları Cennetin, sınırlı yeryüzünden, sınırsız gökyüzüne uzanan hem görünen hem görünmeyen görkemli kapısı Kabe’dir.Dünyada ölümsüzlüğün şiirini yakalayan şairler,insanlığın anne ve babalarının yitirdiği, yeniden dönüş yurdu,Cennetin kapılarını açmasını bilenlerdir.

Şairler güzelliğin sınırlarını zorlayan şiirleriyle, bir daha ölmemek için, ölümlerinden sonra yeniden doğarlar. Onlar dünyada güzel oldukları gibi, öteki dünyada da güzel olacaklardır.

Gerçeğin gizemli yol haritası, seküler kültürün sınırlı fiziksel zenginliklerinde değil, kutsal kültürün sınırsız metafizik derinliklerinde aranmalıdır.

Seküler kültürü içine düştüğü bunalımdan, ölümsüzlüğün tadını tadan, şiirleriyle bütün insanlığa tattıran şairler kurtaracaktır. Bütün insanlığın Ademoğulları olduğunun bilincine varmadan, iki dünya arasındaki duvarların yıkılması mümkün değildir.

İnsanların yaratılışta birbirinin kardeşi olduğunun bilinmesi, dünya barışının en büyük güvencesidir.

Küresel kardeşliği güçlendirmek, hayatı yok edici silahlar geliştirmekten, çok daha önemlidir.

Dünyada kardeşlik bilinci, ölümsüzlüğü arayan şairlerin, şiirleriyle keskinleşir.

Ölümsüz şiir usanılmadan okunan, küresel dili yakalayan şiirdir.


    Yazımızı Paylaşın;