image

Öğretmenin Sermayesi

Misbah Eratilla

Mehmet Yamaç, 1968 yılında Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Matematik bölümünden mezun olur.Diplomasını aldıktan bir kaç ay sonra Şırnak Ortaokulu’na ataması yapılır. 28.09.1968 cuma günü 17.00 treniyle elinde valizi Mersin'den Şırnak’a gitmek için yola çıkar. İki gece bir gün sonra Kurtalan’a varır. Mehmet Öğretmen Kurtalan’ın tek caddesinde Şırnak’a gidecek bir araç aramaya başlar. Yol kenarında kapıları ardına kadar açık eski bir minibüs görünce yanına yaklaşıp şoföre Şırnak’a nasıl gidebileceğini sorar. Şoför önce Siirt’e oradan Eruh’a, Eruh’tan da bulabilirse bir kum kamyonlarıyla Şırnak’a gidilebileceğini söyler. Konuşmalarını dinleyen orta yaşlı bir adam Mehmet Öğretmene Siirt üzerinden gitmenin çok zor olduğunu, Batman, Midyat, Cizre üzerinden Şırnak’a gitmenin daha uygun olacağını söyler. Mehmet Öğretmen bir an önce Şırnak’a ve öğrencilerine kavuşmak için minibüsle Batman’a gider. Batman’da uzun bir süre bekledikten sonra bindiği dolmuş Midyat’a akşam saatlerinde varır ve geceyi bir otelde geçirir. Otelde tanıştığı birinin yardımıyla Orman İşletmesine ait bir kamyonla Cizre’ye gider. Cizre’ye vardığında güneşin dünyaya en yakın yeriymiş gibi bir sıcaklık hisseder. Nihayet 3 gece 3 gündüzden sonra 1 Ekim 1968 pazartesi günü akşamüstü Şırnak'a varır. Tam 73 saat yolculuktan sonra kum kamyonundan inip (kamyon Uludere istikametinde ilerler),elinde valizi 30-40 metre yürüyerek Şırnak sokağına varır. Dinlenmek için kalabileceği bir otel sorduğunda ilerde Kent Palas oteli olduğunu söylerler. Otele gidip valizini bıraktıktan sonra karnını doyurmak için yemek yiyebileceği bir yer arar. Doğu tarafa ilerlemesini sol kolunun üzerinde bir tane lokanta olduğunu söylerler. Lokantada karnını doyurunca biraz kendine gelir. Lokanta çalışanlarına öğretmenlerin bulunduğu kahveyi sorar. Geldiği yöne geri gitmesini kaymakamlık binasının karşısında memurlar kulübü olduğunu söylerler. Mehmet öğretmen tarife göre yola koyulur 150 metre yürüdükten sonra bir çocukla karşılaşır. Çocuğa memurlar kulübünün yerini sorar. Çocuk ben de oraya gidiyorum birlikte gidebiliriz der. Mehmet öğretmen çocukla yürürken bir yandan da çocukla sohbete başlar, adının Seyfettin İçli olduğunu öğrendiği çocuğa okula gidip gitmediğini sorar. Seyfettin’den orta birde okuduğunu matematik dersinden kaldığını 7 Ekimde sınavı olduğunu öğrenir. Mehmet öğretmen Seyfettin'e neden ders çalışmadığını sorduğunda hiç beklemediği bir cevap alır. Seyfettin matematik dersine çalıştığını ancak kadın öğretmenin duvar halısı istediğini almayınca dersten bıraktığını anlatır. Mehmet öğretmen kulaklarına inanamaz duyduklarına çok şaşırır olmaz öyle şey dese de, Seyfettin ''vallahi beyim doğru aynen böyle oldu'' der. İlk gördüğü öğrencinin öğretmenini rüşvetle suçlaması idealist yeni mezun öğretmen olarak Mehmet öğretmene çok dokunur. Seyfettin ile 10 dakika kadar yürüyerek kulüp binasına varırlar. Kulüpte müdür Ethem Sümbül ve diğer öğretmen, memurlarla tanıştır. Saat 10'a kadar oturup, sohbet ederler. Müdür Musa Malkoç ve öğretmen Gönen Kabadayı ile birlikte otelden valizini aldıktan sonra öğretmen arkadaşlarının evine giderler. Türkçe öğretmeni Recep Karabulut o gün evde olmadığından Mehmet öğretmen onun yatağında yatar. Üç öğretmen aynı odada kalırlar. Sabah, 2 Ekim 1968 günü, Mehmet öğretmen büyük bir köy görünümdeki Şırnak’ta İlköğretim Müdürlüğü'ne giderek göreve başlama yazısını alır ve ortaokuldaki görevine başlar. Şırnak sokaklarında gezerken zaman tünelinde elli yıl geçmişe gitmiş gibi bir manzarayla karşılaşır. Mersin’in sahili, denizi, portakal bahçeleri ve asfalt caddelerini düşünürken bir anda nefesi kesilir. Bu ne hayat der kendi kendine. Birden matematik dersi önüne “sokaklara bakma, matematik dersini almaya muhtaç çocukları düşün” diye dikilir ve onu derin bir uykudan uyandırır. Mehmet Öğretmen, derse girdiği sınıflarda matematik dersinin öğrencilerin korkulu rüyası olduğunu fark eder. İlk yazılılar sonunda durumun çok kötü olduğunu görür. Mehmet öğretmen öğretmenlerle bire bir yaptığı görüşmelerde öğrencilerin matematik dersinin yanında okuma ve yazmalarında da eksiklerin olduğunu belirler. Öğretmenlerle yaptığı görüşmeler sonunda derslere öğrencilerin bulundukları seviyeden başlanmasına karar verilir. Özellikle okuma yazma, cümle kurma, imla kuralları, anladığını ifade etme konularına öncelik verilmesi karara bağlanır ve her ders için sıkı bir seferberlik ilan edilir. Öğrencilerin denetimleri daha da sıklaştırılır. Mehmet öğretmen ders sonrası ve hafta sonları öğretmenlerin gittiği Kulüp’e gitmez. Çayhanelerde satranç oynayanları seyreder ve satranç oynar. Ev ziyaretlerine, taziyelere, düğünlere ve hasta ziyaretlerine gider. Şırnaklılara bir aile ferdi gibi yakın olur. Mehmet öğretmen ortaokulun geçmişteki seviyesini öğrenmek için Şırnak Lisesi’ne gider. Bir yıl önce liseye başlayan on yedi öğrenciden üçünün sınıfını geçtiğini öğrenir. Diğer yandan Şırnak Ortaokulu’nda o güne kadar hiçbir öğrencinin sınıfta kalmadığını öğrenir. Bu bilgiler ona çalışmaya nereden başlayacağı hakkında bir fikir verir. Mehmet öğretmen velilere lisede okuyan bir öğrenci için ne kadar yıllık masraf yaptıklarını sorar. Veliler,''bir öğrencinin 5000 lira masrafı olduğunu ''söylerler. Ortaokulda bir öğrencinin bir yıllık masrafını sorduğunda 100 lira olduğunu söylerler. Mehmet öğretmen velilere ''eğer çocuklarınız kalacaksa burada sınıfta kalsınlar öğrenerek sınıf geçsinler böylece lisede daha başarılı olacaklardır ''der. Mehmet öğretmen yılsonuna doğru öğretmenlerle aldığı yeni bir kararla başarısız olan öğrencilerin yüzde sekseni sınıfta bırakır. Çevreden gelen baskılara rağmen Mehmet Öğretmen ve diğer öğretmenler aldıkları kararı cesaretle uygular. Böylece öğrenciler çalışmadan sınıfı geçmeyeceğini anlar ve derslere daha sıkı çalışmaya başlarlar. Öğrenciler başarılı olmak için teneffüslerde, hafta sonlarında ve geceleri dahi öğretmenlere sorular sorarak konuları öğrenmeye çalışır. Böylece kapılarını sonuna kadar açık tutan öğretmenler bu seferberliğin başarıyla sonuçlanması için gece gündüz demeden çalışırlar. Her öğrenci sınıfta kalmamak için canla başla çalışır. Zamanla veliler de çocuklarının öğrenmeden sınıfını geçmesi için baskı yapmayı bırakır. Yılın sonuna doğru öğrenciler, matematiğin öyle zor bir ders olmadığı ve hatta eğlenceli bir olduğunu ifade etmeye başlarlar. Okunmayacak kadar bozuk olan yazılar düzelir ve sayısız romanlar, hikâyeler okunur. Kısa süre içinde Şırnak Ortaokulu öğrencileri bire yüz veren başaklar gibi başarılı notlar almaya başlar. Başarı oranı yüzde doksana çıkar. Öğretmenler öğrencilerin soru bombardımanı karşısında yorgun düşer. Şırnak Ortaokulu kardelen çiçeği gibi başarılarıyla çevreye ün salar. Mehmet Öğretmen’in üç yılın sonunda tayini Mersin’e çıkar. Gözyaşları içinde Şırnak’tan ayrılır. Mehmet Yamaç’ın yüreklere ektiği öğrenme aşkı, kısa süre sonra büyür ve meyvesini sene sonunda verir. Yedi öğrenci Mersin Öğretmen Okulu’nu kazanırken sınıfın diğer öğrencileri çevre illerin ziraat okulunu ve diğer öğretmen okullarını kazanır. Mersin Öğretmen Okulu mezunu Mehmet öğretmen birkaç yıl ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra Konya üniversitesi matematik bölümünü kazanmış mezun olunca da Şırnak Ortaokulu’na atanmıştı. Mehmet öğretmen Şırnak’tan aldığı bir telefonla ortaokul öğrencilerinden yedisi Mersin Öğretmen Okulu’nu kazandığı haberini aldığında sevinçten gözyaşlarına hâkim olamaz. Şırnak’tan Mersin’e ellerinde valizleriyle gelen yedi öğrenci Mehmet öğretmen tarafından düğün alayı gibi karşılanır. Mehmet öğretmen bir baba şefkatiyle öğrencileriyle kayıt için gerekli olan evrakları tamamlandıktan sonra kayıt işlemlerini yapar ve onları yatakhaneye yerleştirir. Derslerin başlamasıyla Mehmet öğretmen her hafta öğrencilerini ziyarete giderek diktiği fidanları sular, durumlarını yakından takip eder. Hafta sonları da onları evinde misafir eder. Bu ziyaretler yedi öğrenci öğretmen okulundan mezun oluncaya kadar devam eder ve uzun yıllar sonrada haberleşmeleri devam eder. Mehmet öğretmen elli yıl sonra Hasankeyf’e yaptığı turistik bir gezi sırasında Şırnak Ortaokulu’ndan öğrencisi ve Mersin Öğretmen Okulu mezunu öğretmen Sait’le karşılaştığında bir müddet ağlamaktan konuşamazlar. Mehmet öğretmen öğrencisi Sait’e: “Ne zaman bir Şırnaklı görsem ben de Şırnaklıyım ve Şırnak’ı unutmadım diye söyler.” Mehmet öğretmen, Sait’e öğretmenliği mesai saati olmayan bir meslek olarak gördüğünü Mevkisini, makamını, öğrencilerinin yüreğinde yaşadığını söyler. Öğrencilerinden gördüğü o sevgi ve saygıyı yaşadığı tüm zorlukları hiçe indirdiğini söyledi. Mehmet öğretmen, Sait’le: “Öğretmenlik aşkı yürekte başlar ve yürekte yeşerir! Yoksa bu meslek bu zor ekonomik şartlarda inan ki yapılmaz” diyerek bir daha ki sefere görüşmek üzere vedalaşırlar.


    Yazımızı Paylaşın;