image

Modern Çığlığın İletişimi Kadın

Nagihan Taşhan

Hayat kartopu gibi ilerliyor fakat büyüyerek karmaşık bir hal alarak ilerliyor. Bir çok sorun var hayatta çözümlenmesi gereken. Ne kadar sorun çözmeye kalkarsan kalk sorunların arkasından yetişmek mümkün değil.  Aslında bu asra çığlıklar asrı demek daha doğru belki. Büyük bir hızla gelişen teknoloji, büyük bir iletişim imkânı da verdi. İletişim yüreklerden kopup gelen çığlıkları iletmekte yetersiz hatta gereksiz görmektedir. Bu nedenle çığlığın dozajı, uzunluğu, çıkardığı gürültü şiddeti önemsiz görünmekte hatta çığlıklar sıradanlaşmış değersizleşmiştir. Modern toplumlarda acının resmi, hüznün anatomisinin karşılığı çığlıktır. Pekte bizim kadim kültür geleneğimize uygun bir kelime değildir. Bizim gelenek görenek kültürümüzde çığlığın hiç yeri olmadığı gibi kargaşalığa sebep olacak birçok neden barındırmaktadır. Geleneğimiz ağıtlar üzerine kurulmuş toplum bu şekilde şekillenmiş ve yüzyıllar boyunca böyle gelmiştir. Ve tarihimizde toplumun yarasını ağıtlar iyileştirmiş hatta kadınlarımız yaraların iyileşmesi konusunda toplumun öznesi olmuştur. Ağıtlar insanın içinden, toplumun içinden gelen acı, hüzünle nakış nakış sabrı, tahammülü öğretmiş kadim geleneğimizde yerini almıştır. Modern zamanlarda ağıdın yerini çığlığın almasının en büyük nedeni insanoğlunun, toplumun savrulmuşluğunun acısını derdini anlatamamasının bir tezahürüdür. Vicdani sesi kısılmış, vicdanın çocukça sesini dinleyen kadınlarımız artık yavaş yavaş azalıyor gibi. Özellikle toplumun sosyolojik vicdanı olan kadınlarımızın dünyada olanlara kapılarını kapatınca, bir bebenin gözyaşlarının merhametini kabul etmeyince, modern çığlığın iletişimi haline geldiği gibi duyguların sanal dünyanın duyguları ile yönetilir olmuştur. Toplumun ayakta durmasını sağlayan kadınlar ve duygusal iletişimi, merhamet iletişimini de sağlayan kadınlardır. Modern zamanlar kadınların iç dünyasındaki merhamet annelik koruyucu duygularını çığlığa döndürerek çığlık içinde kaos yaşayan aileler ve bu ailelerde çığlık çığlığa büyüyen ebeveynler oluşmaya yetişmeye başladı. Teknolojinin gelişmesi iletişiminde artmasıyla da tarihi süreçte bir mekâna bağlı olarak toplumumuzda yetişen kadınlarımız kendilerini daha özgür daha bağımsız olarak görmeye başladı. Fakat kadınlarımızın toplumun ağıtlarına, acılarına uzak kalması merhametiyle kucaklamaması hatta bunları fazlalık olarak görmesi içimizdeki yaraları daha bir derinleştiriyor daha bir işin içinden çıkılmaz hale koyuyor. Çığlığın topluma taşınmasında iletişiminde kadınlarımız hiç başarılı olamıyor olması da mümkün değil. Çığlık batıdan gelen ve bir kene gibi yapışan bir ruh halidir bize. Özellikle Norveçli ressam Edvard Munch'un 1893'te yaptığı yağlı boya tablo çığlık batının hangi ruh halinde olduğunun göstergesidir. Tabloda görünen ruh hali Batının çığlığıdır sesidir kültürüdür. Modern çağda kadınlarımız çığlığın iletişimin, batının yüzyıllar boyunca sadece sömürü, yok etme, asimile etme propagandalarına aldırmadan gerek aile gerekse toplumumuzda ağıtlardan kurulu bir iletişim metodu geliştirmelidirler. Çığlık tablolarının yerini ağıtlardan örülü, sevgi ve merhametten tablolar yapmalılar yapabilmeliler.  Modern çağın gerek duygusal gerekse toplumsal iletişimini sağlayacak olan kadınlarımız, iletişimde kaderciliği terk etmeleri, kendilerini toplum içinde ne kadar güçlü olduklarının farkına vardıklarında çok şey yapacaklarını düşünüyorum.  Önce zihinlerimiz köleleştirildi fakat akledebilme yetimiz tekrar ele alabilmemiz için iletişimiz çığlık olmamalı, birbirimize olan hislerimizi köreltmemeliyiz. İletişimde çağ atladık, çok mesafeler kat ettik fakat kendi iç dünyamızı anlamakta, yorumlamakta, tefekkür etmekte hiç mesafe almadık alamadık. Kendi kendimizle bağlarımız kopuk, kendimizi anlamakta zorlanıyoruz. Birbirimize bağırmakla ne söylediğimizi duyamıyoruz ve çığlıklarımızı durmadan besliyoruz. Ve aramızdaki mesafeler her gün biraz daha büyüyor. Modern kadın dünyasını çığlık üzerine kurmuş ve hep bu açıdan beslenir hale gelmiştir. Birbirlerinin kusurlarını ayıplarını hatalarını çığlık çığlığa bağıran ifşa eden bir toplum haline geldik.  En büyük kadınlarımıza düşen bu toplumsal yaralarımızı iyileştirmede kadınlarımızın erkekle savaştırılması yerine merhamet iletişimi, anne iletişimi ve hatta özellikle annelik duygusu iletişimini başarması lazım. Etrafımızdaki bu kulakları tırmalayan çığlıktan kurtulup ağıtların sakinleştirici birleştirici yanıyla buluşmak amacımız.


    Yazımızı Paylaşın;