image

Markasi’den Kahramanmaraş'a Ad Hikayesi

Öğr.Gör.Şaban Sözbilici

Bir şehri diğer bir şehirden ayıran nedir? Bazı şehirler için bu soruya tek cevap vermek mümkün olamaz. Tarihî geçmişi, mimarisi, farklı insan tipleri, konuşma tarzları, yaşantı biçimleri ve adlandırılış gibi özellikleriyle bir şehir diğer şehirden ayrılır. Bunların içerisinden şehrin adlandırılışının farklılığı veya şehrin adının faklı biçimlerde söylenişi bir şehirde hareketliliğin şiddetini yansıtır. Anatolia’nın Anadolu, İkona’nın Konya, Abdulkadir’in Dulkadir olması zamana direncin haykırması ve kanıtıdır. Bir de bunlara hikâyelerin eklenmesi o yerlerle o adların özdeşleştiğini dile getirir. Kahramanmaraş, binlerce yıllık tarihinde fazlalıklarını yontup şehrin adının değişimini tarihî bilgiler, belgeler ve anlatılarla günümüze kadar getiren ender şehirlerdendir.


“Maraj, Marah, Maraksiyum, Margaji, Mer’aş”(Atalay 2008: 17),“Markasi, Maraj, Marasion, Margas, Margaji, Marah, Markasium, Marassion, Mer’aş” (Gökhan 2012: 2), Germenicia, “Şehr-i azim, Şehr-i Mar’aş-ı Atik, eyalet-i kadim, eyalet-i Mar’aş, Taht-ı Zülkadriyye, Mar’aş-ı Zülkadriyye, vilayet-i kadim, arz-ı mukaddes” (Okumuş 2009: 24,25), Zülkadriyye, Vilayet-i Zülkadriyye, Vilayet-i Mer’aş, Maraş ve son olarak da Kahramanmaraş diye adlandırılış hikâyesinin, tarih ve edebiyat kaynakları birleştirilerek hatırlanması bu şehrin uzun soluklu tarihî bir geçmişinin olduğunu hafızalardan sildirmez.
Maraş, Antep ve Urfa; yurdumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun mücadelesini halkının katılımıyla veren, Kurtuluş Savaşı’nın yiğitliklerle dolu son Anadolu kıvılcımını ateşleyen, “Kahraman”, “Gazi” ve “Şanlı” olarak anılacak unvanları hak kazanan ve liyakat belgeleri TBMM’nin kanun hazırlamasıyla teslim edilen, onurlu ve bir o kadar da gururlu illerdir. Kahramanmaraş kentinin, aynı Meclis tarafından ayrıcalıklı kılınan bir başka gururuysa “İstiklâl Madalyası”na sahip ilk şehir olmasıdır. 2008 yılında TBMM aynı ödülü Gaziantep’e de verir.
Kente “Kahraman” unvanıyla birlikte “İstiklâl Madalyası”nın lâyık görülmesindeki gerçeklikte, Kurtuluş Savaşı’nın bilinen tarihsel belgelerinin yansıttığı bilgilere göre; Anadolu’yu işgal eden kuvvetlere ilk kurşun bu şehirde (Sütçü İmam tarafından) sıkılır, düşman (Fransızlar) yöre halkı (çeteler) tarafından Arslan Bey’in öncülüğünde kısa sürede (22 gün, 22 gece sonunda) ve ilk defa bir şehri (Kahramanmaraş’ı) terk etmek mecburiyetinde kalır, halkın söylemiyle de Maraş’tan kovulur.
Kahramanmaraş’ta yaşanan tarihsel süreçteki hareket ve şahlanış ruhu, dalga dalga büyüyerek kutsal ilhamıyla çevre illeri de tetikler; hatta bu şehrin halkından Vezir Hoca, Benli Ökkeş, Tapo Ağa, Paşo Ağa, Süleyman Bey ve adlarını sayamadığımız üç yüz kişi (çete) Antep, Urfa, İslâhiye cephelerinde de gönüllü olarak bulunur ve işgalcilerle savaşırlar. Onlar bencil olmadıklarından komşuya yardımı borç bildiklerinden; hanımlarını, çocuklarını, yanan evlerini, mal ve mülklerini düşünmeden değişik cephelere koşarlar.

Şehrin tarihî süreci

Yer adları şehrin, köyün, bölgenin tarihine birinci elden kaynaklık eder ve bazı önemli bilgileri sonraki nesillere bırakır. Yer adının değişmesi orada bir hareketliliğin var olduğunun göstergesidir. Bu açıdan bakıldığında Kahramanmaraş adının birkaç defa değişmesi, tarih sürecinde çok eski bir şehir olduğunu gösterir.
Kuruluşu MÖ 9000’li yıllara dayanan Kahramanmaraş’a, tarihsel seyrinde son yerleşenler Türklerdir (Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı, Dulkadirli ve Selçuklu) ve burayı mekân edinip şenlendirdiler. Türklerin ebedi mekânı olmadan önce Kahramanmaraş, Türkler, Araplar, Ermeniler, Romalılar, Makedonyalılar, Persler, Medler, Asurlar Geç Hititler ve Hititlerin egemenliğinde kısa veya uzun süreli el değiştirdi. Kahramanmaraş’ın milletler tarihinde el değiştirme ve ad alış sürecine baktığımızda sürekli hareketlilik dikkat çekiyor. Bunun birçok nedeni var. En önemlisi sınır şehri ve Anadolu’dan güneye inişte yol güzergâhı olmasıdır.
Kahramanmaraş’ın milletler tarihinde el değiştirme ve ad alış sürecini günümüzden geçmişe uzanarak şöyle inceleyebiliriz.


Kahramanmaraş (…-1973): Türkiye Cumhuriyeti’nin 46 plakalı coğrafya, tarih, iklim, sanayi ve geçiş güzergâhı açısından önemli büyük şehirlerinden biri olan Kahramanmaraş, bu adını, 12 Şubat 1973 günü 14446 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla alır. TBMM, 07.02.1973 tarih, 1657 Nolu Kanun ile “Maraş İli Adının Kahraman Maraş Olarak Değiştirilmesi”ne karar verir. Fakat sıfat olan “kahraman” kelimesinin günlük kullanımda ayrı yazılması yaygınlaşmadığından sonraki tarihlerde Türk Dil Kurumu tarafından bitişik yazılması uygun bulunur ve Kahramanmaraş kullanımı günümüzde geçerliliğini korumaktadır. Bu şehrinin “kahraman” kelimesini unvan olarak alması rastgele gerçekleşen bir durum veya teklif değildir. Olayların tabii seyri içinde Kahraman unvanının bu şehre kendiliğinden verildiği belgeler ışığında görülüyor. Sonradan da bu unvan resmîlik kazanır.


Maraş, (1973-1928): Türkiye Cumhuriyeti’nin 1 Kasım 1928’de Latin alfabesine geçmesiyle bu şehrin adı Maraş diye yazılmaya başlar ve bu şekliyle de ifade edilir. Mar’aş ve Mer’aş kullanımları konuşma dilinde uzun süre devam eder.

Mar’aş, Mer’aş, Zülkadriye, Vilayet-i Zülkadriye (1928-1531): Osmanlı Devleti’nin yıkılış günlerinde Mar’aş veya Mer’aş diye adlandırılan Kahramanmaraş, kısa süreli işgale uğrar. Halkın direnci karşısında ancak 3,5 ay kalabilen işgalci Fransızlar, 12 Şubat 1920’de şehri terk etmek mecburiyetinde kalırlar. 1 Kasım 1919’da şehre yerleşen İşgalci Fransızlar anlaşma gereği İngilizlerden şehri teslim alır. Kahramanmaraş’ı işgale geçerli sebep bulamayan İngilizler ise Mondros Mütarekesi’nin yoruma açık maddelerini kullanarak 22 Şubat 1919’da Kahramanmaraş’ı işgal eder.
Kahramanmaraş, 20-16. yy. arasında Osmanlı sınırları içinde bazen eyalet, bazen sancak, bazen de sefer geçişlerinde uğranılan bir merkezdir. Ayrıca göçebelerin yazlık ve kışlaklarına giderken uğrayıp alış veriş yaptıkları bir pazar merkeziydi. Son dönem kaynaklarında genellikle Mar’aş diye adlandırılır.
Dulkadirli Eyaleti’nin Paşa Sancağı olan Kahramanmaraş ve ilçelerinin göçebe hayatının etkisiyle yönetilmesi vergi toplanmasını güçleştirir. Vergi toplamaya ve yerleşik düzene geçmeye karşı bölgede zaman zaman isyanlar çıkar. Sultan Abdülmecit’in emriyle Osmanlı Devleti 1848 yılında Dulkadirli Eyaleti’ni Adana Eyaleti’yle birleştirir, vali Tosun Paşa’nın görevine son verir. Artık Maraş Sancağı olarak yönetimi sürdürülür.
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı’ndan etkilenen şehirlerden biri de Kahramanmaraş’tır. Mehmet Ali Paşa’nın 1840’ta Osmanlı Devleti’yle yaptığı anlaşma gereği İbrahim Paşa, işgal ettiği Kahramanmaraş’tan çekilir. Mısır Valisinin oğlu olan İbrahim Paşa 1838 yılında işgal ettiği Kahramanmaraş’ta on sekiz ay kalır.
“XVII. yüzyıldan itibaren eyaletin adı genellikle, merkezi olan Maraş'tan dolayı Maraş Eyaleti olarak zikredilmektedir.” (Solak 2014: 138)
Evliya Çelebi 1671, 1655, 1649 ve1648 yıllarında Kahramanmaraş ve çevresinden geçer. 1671 yılı gezisinde Kahramanmaraş’ı daha ayrıntılı görme imkânı bulur ve en geniş bilgiyi de bu yılda anlatır. Seyahatnamede “Şehr-i azim, Şehr-i Mar’aş-ı Atik, eyalet-i kadim, eyalet-i Mar’aş, Taht-ı Zülkadriyye, Mar’aş-ı Zülkadriyye, vilayet-i kadim, arz-ı mukaddes” diye adlandırırken, şehrin adının nereden geldiğini efsaneden yararlanarak anlatır ve açıklar. Bu şehrin sultanı olan Dehhak’ın iki ejderhasından dolayı Mar-ı İş’den bozularak Mar’aş olduğunu söyler. Evliya Çelebi “Osmanlı Devleti şehirlerinden birçoğunun isimlerinin bazı batı şehirlerine göre daha iyi olduğunu savunur.” (Okumuş 2009: 24,25) Karaman, Aydın, Sivas, Mekke, Medine gibi şehirlerin yanında Mar’aş-ı Zülkadriyye’yi de arz-ı mukaddes, kutsal şehirlerden biri olarak sayar (Okumuş 2009: 25).
Kanuni Sultan Süleyman, Kahramanmaraş’ı 1531 yılında Karaman Eyaleti’nden ayırarak Vilayet-i Zülkadriyye, diğer bir söyleyişle Dulkadir Beylerbeyliği adıyla Osmanlı Devleti’nin en büyük idari birimi yapar. Kahramanmaraş artık bir eyalettir. İlk dönem kaynaklarında genellikle Mer’aş ve Zülkadriyye diye anılır.


Vilayet-i Mer’aş (1531-1522), Kanuni Sultan Süleyman zamanında Dulkadirli ülkesi Osmanlı’ya sancak olarak bağlanır. Mer’aş sancağı beyliğine Koçi bin Halil Bey getirilir ve bir süre sonra bu sancak önce Rum Vilâyeti’ne, kısa bir süre sonra da Rum Eyaleti’nden ayrılarak Karaman Eyaleti’ne bağlanır.

Mer’aş (1522-1337): Dulkadirli Beyliği’nin son yöneticisi Ali Bey’in çocuklarıyla birlikte 1522 yılının Temmuz ayında öldürülmesiyle Dulkadirli Beyliği ömrünü tamamlar. Dulkadirli ülkesinin fethine karar veren Yavuz, Sinan Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusunu yola çıkarır. Ali Bey’in kılavuzluğuyla 1515 yılının 13 Haziran’ında Alaüddevle’nin ordusuyla karşılaşır. Turna Dağı Savaşı diye bilinen bu savaşta Alaüddevle ölür. Yavuz, Ali Bey’i Dulkadirli Beyliği’nin başına geçirir. Yavuz Sultan Selim’in Dulkadirli ülkesi fethi kararı almasının iki nedeni var. Biri, Çaldıran Seferi’ne giderken yardım isteğine Alaüddevle’den olumsuz cevap almasıdır. Hatta Alaüddevle yardım etmediği gibi Osmanlı artçı birliklerine baskınlar yapar, at ve eşyalarını da yağmalatır. Diğeriyse 1512 yılında tahta çıktığında, dedesi Dulkadirli Beyi Alaüddevle’nin kendisini tebrik etmemesidir.
Dulkadirli Beyliği’nin 16-14. yy.larda Kahramanmaraş’ta egemen olduğu ve 1515-1507 arasında da Kahramanmaraş’ı başkent yaptığı görülüyor. Memlukların Kahramanmaraş’a yerleştirdiği Türkmenlerin içinden çıkan Zeynel Karaca Bey 1337 yılında Kahramanmaraş ve Elbistan’da Dulkadirli Beyliği’ni kurar. Dulkadirliler, Kahramanmaraş’ı kışlık, Elbistan’ı ise yazlık olarak kullandılar.
“Dulkadirli Eyaleti’nin adı dönemin kaynaklarında daha çok, Dulkadir Beyliği'ne atfen Dulkadir veya Dulkadriyye, bölgede Dulkadırlı adıyla konar-göçer büyük bir Türkmen teşekkülünün yaşamasından dolayı Türk-man vilâyeti, bazen de Farsçanın tesiriyle Zülkadr veya Zül-kadriyye olarak geçer.” (Solak 2014: 138)
Dulkadirli Beyliği, Osmanlıların Anadolu'da kendilerine kattıkları son beyliktir ve şehrin adı Mer’aş diye geçer.

Mer’aş (1337-1298): Mısır Memluk Türk Devleti Sultanı Hüsameddin Lâçin, Kilikya Ermenilerinden 1298’de Kahramanmaraş’ı alır ve Halep Naipliği’ne bağladığı bu şehre Bayat, Beydilli ve Avşar Türklerini yerleştirir.
Kahramanmaraş’a Türklerin tamamen hâkim olmasına kadar İslam-Bizans savaşları eksik olmaz bu şehirden. Kahramanmaraş bazen Müslümanların, bazen Bizanslıların yerleşim alanı olur, yani sürekli el değiştirir. Bölgenin İslamlaşmasından sonra Mer’aş adının halk arasında ve belgelerde yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir.

Germenicia (1298-1258): Anadolu’yu işgal altında tutan Moğollardan yardım alan Kilikya Ermenileri 1258’de Kahramanmaraş’ı işgal ederek burayı Kilikya Ermeni Krallığı’na bağlarlar ve bu şehri kayıtlarında Germenicia diye ifade ederler.

Mer’aş (1258-1149): Selçuklu topraklarından olan Kahramanmaraş, Kilikya Ermenileri ve Antakya Haçlılarının saldırılarına maruz kalır. Bunun üzeri II. Kılıçarslan da komutanlarından Hüsamettin Çoban’a (1258-1180) Kahramanmaraş’ı ikta olarak verir ve Selçuklu Uç Beyliği olarak bu şehri idare ettirir. Selçuklu Sultan’ı I. Mesut 1149’da Kahramanmaraş’ı yeniden fethederek Bizans hâkimiyetini sonlandırdığında bu şehrin ve Elbistan’ın yönetimini oğlu II. Kılıçarslan’a verir. Şehrin adı belgelerde Mer’aş diye geçer.

Marasin, Marassion (1149-1097): Haçlı Seferlerinin başlamasıyla 1097’de Kahramanmaraş yeniden Bizanslılar tarafında işgal edilir ve bir Haçlı Senyörlüğü kurulur. Bu süreçte Kahramanmaraş bazen Antakya Haçlı Prenskepliği’ne bazen de Urfa Haçlı Kontluğu’na bağlı olarak yönetilir. Bizanslılar kaynaklarında şehrin adını kendi dil yapılarına göre Marasin veya Marassion şeklinde kullanırlar.

Mer’aş (1097-1086): Kahramanmaraş’ın Türk idaresine geçişi de diyebileceğimiz Selçuklular döneminde 1097’ye kadar Elbistan, Afşin ve Göksun dâhil olmak üzere Kahramanmaraş bölgesinde bir Selçuklu Beyliği kurulur. Selçuklu komutanı Emir Buldacı 1086’da Kahramanmaraş’ı Ermenilerden alır. Şehrin adı belgelerde Mer’aş diye geçer.
Germenicia (1086-1071): Bizans İmparatorluğu’nun asi generali Ermeni Phileretos, 1071’de Kahramanmaraş merkez olmak üzere Çukurova’dan Şanlıurfa’ya kadar feodal beylik kurar. Ermeni kaynaklarında Kahramanmaraş’ın adı Germenicia şeklinde geçer.
Marasin, Marassion (1071-962): Kahramanmaraş’ın idaresini 962 yılında yeniden ele geçiren Bizanslılar (Doğu Roma), Grek (Yunan), Süryani ve Ermenileri buraya yerleştirerek Kahramanmaraş’ı Hıristiyanlaştırmaya çalışırlar. Şehrin adı Bizans kaynaklarda Marasin, Marassion şeklinde geçse de Ermeni kaynaklarında Germenicia şeklinde yer alır.

Mer’aş (962-637): Kahramanmaraş’ın Müslümanlar tarafından fethi hakkında bilgi veren ilk İslam bilgini el-Belazuri’dir. Halid bin Velid komutasındaki İslam orduları Kahramanmaraş’ı bir aya yakın kuşatır ve Bizanslılardan anlaşmayla 637 yılında alır. Yerli halk şehri terk edince yerlerine Müslüman ahali yerleşir. Besim Atalay Mer’aş kelimesinin re’aşe kökünden türetildiğini ve yer ismi olduğunu belirtir. Bu kelimenin Arapça kökenli olmadığını, yabancı kelimeyi kendi dillerine uydurduklarını söyler. Atalay, Maraj veya Margas kelimesini Mer’aş şeklinde kullanmalarının sebebini de Arapçada j harfi olmadığına bağlar ve şöyle der: “Mer’aş kelimesi şekl-i hazırıyla re’aşe yer’aşünün ism-i mekan sıgasıdır ki mahal-i ra’şe demektir. Güya Mer’aş’ın pirinç hâsılatı yüzünden sıtmalı olması bu ismin verilmesine sebep olmuş imiş. Doğrusu bu kelime Arapça değildir. Araplar ecnebi kelimeleri kendi şivelerine uydurduklarından bu Maraj veya Margas kelimesini de Mer’aş şeklinde istimal etmiş.” (Atalay 2008: 17) Bu şehrin adı Arap kaynaklarında Mer’aş olarak geçer.

Marasin, Marassion (637-395): Bizans İmparatorluğu Doğu Roma ve Batı Roma diye 395 yılında ikiye bölünür. Doğu Romalılar (1. Dönem 395-637, 2. Dönem 962-1086) sürekli değil, dönem dönem Kahramanmaraş’a egemen olurlar. Kahramanmaraş Bizans-Sasani çatışmalarına sahne olur, hatta Sasaniler 611-605 yılları arasında bu şehrin yönetimini ellerinde tutarlar. Şehrin adını kendi dil yapılarının söylenişine uydurduklarından “Bizans kaynaklarında Maraş’ın adı Marasin veya Marassion olarak görülmektedir.” (Gökhan 2011: 20)

Germenicia (MS 395- MÖ 64): Toroslara kadar inen Romalılar, Kahramanmaraş’ı da sınırlarına dâhil ederler ve şehrin adını değiştirerek Germenicia koyarlar. “Germenicia MS 2. yüzyılda Ptolemaisos’un eserinde geçmektedir.” (Gökhan 2012: 11) Süryani tarihçisi Abu’l-Faraç da Germenicia adını Romalıların verdiğini belirtir. Besim Atalay ise bu kelimeyi Germeniga (Atalay 2008: 17) şeklinde ifade eder.
Kahramanmaraş’ı Roma İmparatorluğu’na bağlayan komutan Pompeius’tur. Bazen bağımsız, bazen Roma İmparatorluğu’na bağlı Kommagene Krallığı’nın bir şehri olan Kahramanmaraş’ın Germenicia adını almasıyla ilgili, Tiberius’un yeğeni Gaius Caesar Augustus Germeniceus öldürmesine de dayanan değişik söylentiler vardır.
Rivayet 1: Roma imparatoru Caligula (MS 41-37) zamanında Kayseria Germenicia adını alır.
Rivayet 2: MS 17’de Roma imparatoru Caligula’nın ricasıyla İmparator Tiberius (MS 37-14) tarafından bu ad verilir.
Rivayet 3: Romalılar tarafından Kommagene bölgesinin krallığı IV. Antiokhos’a verilir. IV. Antiokhos, Roma imparatoru Caligula’nın gözüne girebilmek için şehrin adını değiştirir ve Kayseria Germenicia diye adlandırır.
Rivayet 4: Nemrut tümülüsünde gömülü bulunan I. Antiokhos (MÖ 37-54), IV. Antiokhos’un dedesidir. Antiokheia diye kendi adını verir. Diğer Antakya’dan ayırmak için de Antiokheia Pros Tauro (Toroslardaki Antakya) diye zamanla anılır.

Maraj, Markassi (MÖ 1. yy.): Ermeniler ve Galatlar MÖ 1. yy.da Seleskof imparatorluğu’nun zayıflamasıyla bu bölgeye saldırırlar. Kahramanmaraş bölgesinde yağma yapan Ermenilerle Romalılar arasındaki mücadelede Romalılar galip gelir. “Ermeni Kralı Dikran, Maraş bölgesine kadar gelerek yağma ve katliamlarda bulundu.” (Gökhan 2012: 5) Kaynaklara göre “Zaten Ermeniler hiçbir vakit Şarki Anadolu’da esaslı ve devamlı bir hükümet tesisi edememişlerdir.” (Atalay 2008: 50) Bu dönem kayıtlarında şehrin adı Maraj veya Markassi şeklinde kullanılır.

Maraj, Markassi (MÖ 64-333): Büyük İskender MÖ 323’te ölünce, komutanı Selefkos’un hissesine Kahramanmaraş düşer. “Süryani tarihçisi Abu’l-Faraç, Selefkos’un bölgede Antakya, Urfa gibi şehirlerin yanında Maraş’ı da yani Germenicia’yı da kurduğunu yazmaktadır.” (Gökhan 2012: 5) Makedonyalılar(Yunanlılar)ın devlet başkanı Büyük İskender Perslerin üzerine ordu sürer ve 333 yılında Kahramanmaraş’ı alır. Şehrin adını Maraj veya Markassi şeklinde kullanırlar.

Maraj, Markassi (MÖ 333-550): İran devletlerinden Persler, iki yüz yıl kadar Kahramanmaraş’ta hüküm sürerler (Gökhan 2012: 3). Güneybatı İran'da Ahameniş soyundan gelen Pers Kralı II. Kyros, Medleri yıkarak İran’da Pers İmparatorluğu’nu kurar. Anadolu'yu istilaya başlayan II. Kiros, Lidya Kralını mağlup ederek diğer Anadolu şehirleri gibi Kahramanmaraş’ı da topraklarına katar. Anadolu şehirleri idari bölümlere ayrılınca Kahramanmaraş şehri Kapadokya Satraplığı'nın (Eyalet) sınırları içinde kalır. Bu dönemde Kahramanmaraş halkı hayvancılıkla uğraşıyordu. Şehrin adını Maraj veya Markassi şeklinde kullanırlar.

Maraj, Markassi (MÖ 550-612): Kahramanmaraş bölgesindeki Asur egemenliği fazla uzun sürmez. İran devletlerinden Medler, güney komşuları Babillerin de yardımı ile Asur başkenti Ninova'yı alarak Asur Devleti’ne son verirler. Medler, Kahramanmaraş’ın da içinde bulunduğu bütün Asur şehirlerini yağmalayıp harap ettiler. Şehrin adını Maraj veya Markassi şeklinde kullanırlar.

Margaji, Markasi, Maraj, Markassi (MÖ 612-711) Asur Kralı II. Sargon, 711 yılında Gurgum Hitit Krallığı’nın başkenti olan Kahramanmaraş’a saldırır, Kral Mutallu’yu esir alarak burayı kendine bağlar ve “Geç Hitit Beyliği’nin Asurlar tarafından yıkılmasından sonra Maraş MÖ 711-612 yılları arasında Asurluların bir eyaleti olur.” (Gökhan 2012: 3) Kahramanmaraş toprakları Asurlar zamanında birçok tahribata uğrar. Kımmerler ve İskitler zaman zaman bu şehri ele geçirirler. MÖ 8. yy.da yaşayan Asur kralı II. Sargon zamanından kalan tuğlalarda (Yıllık olarak hazırlanmışlar.) Kahramanmaraş’ın adı geçiyor. (Atalay 2008: 17, 18) “Maraş adının Hititlerden geldiğini doğrulayan Asur kaynakları, MÖ 9 ve 8. yy.a kadar gitmektedir. Bu yıllıklarda Gurgum Krallığı ve buranın merkezi olan Markas veya Markasi adı geçmektedir.” (Gökhan 2011: 19) Asurlar zamanında şehrin adı Margaji diye anılır.

Maraj, Markassi, Margas (MÖ 711-1200): Geç Hitit (Gurgum) devri, Anadolu’da Büyük Hitit İmparatorluğun parçalanmasıyla başlar. Geç Hititler birkaç krallık kurarlar. Bunlardan biri de Kahramanmaraş’ta kurulan Gurgum Hitit Krallığı’dır. Maraş Aslanı’ndaki ifadeye göre, Kahramanmaraş, Gurgum Hitit Krallığı’nın başkentidir. Kahramanmaraş, Hititlerle Asurlar arasında bir sınır şehri ve ticaret yoluydu. Gurgum Hitit Krallığı, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kesiştiği Maraş Ovası’nda kurulan bir krallıktır. Maraş Aslanı ve tarihî eserlerin birçoğu bu döneme aittir. Maraş Aslanı, Gurgum Kralı III. Halpuruntaş (MÖ 810-783) dönemine aittir. Bu heykel üzerinde bulunan yazılarda Gurgum Krallarının soy ağacı verilir: “Ben prens Halparuntaş. Gurgum şehrinin kralı yüce Layamaş’ın ilk oğlu, büyük Halparuntaş’ın torunu, cesur Muvataliş’in torun çocuğu, Prens Halparuntaş’ın torununun  torunu, kutsanmış Muaviş’in torununun torun çocuğu, büyük Layamaş’ın torununun torununun  torunu.”
Bu dönem kaynaklarında şehrin adı belirtilmektedir. “Hititlerden kalan yazıtlarda şehrin adı Maraj ve Markassi şeklinde yazılmıştır.” (Gökhan 2011: 19) “Gurgum Krallığının başkenti olarak bilinen Maraş, II. Sargon’a ait çivi yazılı metinlerde Margas olarak adlandırılmaktadır. Gurgum’la ilgili bilgilerimizin çoğuna, yine Asur kaynakları temel oluşturmaktadır. Maraş ve çevresinde bulunan oldukça çok sayıda Luvice yazılmış olan metinler de Maraş Hanedanı ile ilgili önemli bilgilere ulaşmamızı sağlar.” (Bülbül 2014: 23)

Maraj, Markassi (MÖ 1200-2000): Hititler, Kahramanmaraş’ta ilk yerleşim yerini oluşturan millettir. Bunlar Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran, yani devlet oluşturan topluluktur. Hititler, Anadolu’dan güneye inerken Kahramanmaraş Ovası’nı sınırlarına dâhil ederler. Artık Kahramanmaraş tarihin her döneminde Osmanlılara kadar ticaret ve askeri yolların kavşak noktası konumunda kalır, sınır şehri görevi görür. “Şehri Hititliler kurmuş ve ismini vermişlerdir. Maraş’ın yeri Anadolu ile Mezopotamya arasındaki güzergâh üzerinde olmasından dolayı stratejik konumu önemliydi. Bu yüzden de milletlerin mücadele alanına sahne olmuştur.” (Gökhan 2012: 1) Gezdiği ve gördüğü yerleri anlatan Yunan Tarihçisi Herodot (MÖ 484-425), Kahramanmaraş şehrini Hitit komutanlarından Maraj adlı birinin kurduğunu ve bundan dolayı şehre Maraj adı verildiğini belirtir. Hititler döneminde bu şehrin adı Maraj veya Markasi’dir.

Adı bilinmiyor (MÖ 2000-…): Kahramanmaraş’ta, daha devletlerin oluşmadığı MÖ 4000 öncesi yıllardan kalan mağara ve höyükler var. Bunlar şehir görüntüsünden uzak, daha çok dağınık höyüklerdir. Bu mağara ve höyüklerde yapılan kazı çalışmaları sonucu “Bazı toplumların Maraş’ta yaşadığı tespit edilmiştir.” (Gökhan 2012: 1) Bu zaman dilimine, tarih öncesi devir (Geçneolitik Dönem), der tarihçiler. Kazı çalışması yapılan höyüklerden biri Domuztepe Höyüğü’dür. Kahramanmaraş’ın 32 km güneydoğusunda Pazarcık ilçesine bağlı Emiroğlu köyündedir. Yaklaşık olarak MÖ 5400-7000 yıllarında bu bölgede 2000 kişi yaşadığı tahmin edilmektedir. Kahramanmaraş da diğer tarihî şehirler gibi, bir şehrin varlığının ve adının var olup olmadığının bilinmediği bir dönem yaşamıştır.

Sözlüklere göre şehrin adı
Şehrin adının son değişikliği kanunla gerçekleşir. Kahramanmaraş şehrinin adı 07.02.1973 tarih ve 1657 Nolu Kanun’la TBMM’ce değiştirilir. Resmi Gazete’nin 14446 sayısında 12 Şubat 1973 günü “Maraş İli Adının Kahraman Maraş Olarak Değiştirilmesi” şeklinde yayımlanır.
Bu şehrin adı, ilgili Kanun’a göre ve Türk Dil Kurumu(TDK)nun da Yazım Kılavuzu’na göre önce ayrı yazılır. Günlük kullanımda Kahramanmaraş şeklinde bitişik yazılması nedeniyle, karışıklığı da önlemek adına TDK tarafından birleşik yazılmasına karar verilir.
Bu birleşik kelimenin sözlük anlamı ve tarihi gelişimi şöyledir:

Kahraman: Türkçeye Farsçadan geçen bu kelime sıfat olarak “kahramân” şeklinde yazılmaktadır.
TDK’nin 1988 baskılı Türkçe Sözlük’üne bakıldığında şu açıklama görülür:
kahraman: is. ve s. Far. 1. Savaşta veya tehlikeli bir durumda yararlılık gösteren kimse, alp, yiğit: “Hareketlerini kahramanların edalarıyla asaletleştiriyor.”-A. Ş. Hisar. 2. Bir olayda önemli yeri olan kimse: “Son golün kahramanının yüzü, öpülmekten tükürük içinde kalmıştı”- H. Taner. 3. Olağanüstü yararlıklar göstererek düşmanı yenen komutanlara veya şehirlere devlet tarafından verilen onur unvanı: Kahraman Maraş. 4. ed. Roman, hikâye, tiyatro ve benzeri edebiyat türlerinde en önemli kişi: “Piyesin kahramanı azgın bir herif, boyuna baldızına saldırıyor.” -Ç. Altan.
Kahraman kelimesi için TDK’nin 24.01.2017 günü internet sitesinden Güncel Sözlük’e baktığımızda dört anlamdan üçüncü anlamın çıkarıldığı ve birinci anlamda örnek değişikliğine gidildiği bilgisine ulaşılır. Üçüncü anlamın sözlükten çıkarılmasının nedeni de artık bu şehrin adının bitişik yazılmasından kaynaklanır.

kahraman 

sıfat Farsça ḳahramān

1. sıfat Savaşta veya tehlikeli bir durumda yararlık gösteren (kimse), alp, yiğit
"Al bayrağa narin eller işliyor zafer / Uzaklarda yaralanır kahraman nefer" - E. B. Koryürek
2. isim Bir olayda önemli yeri olan kimse
"Son golün kahramanının yüzü, öpülmekten tükürük içinde kalmıştı." - H. Taner
3. isim, edebiyat Roman, hikâye, tiyatro vb. edebiyat türlerinde en önemli kişi
"Piyesin kahramanı azgın bir herif, boyuna baldızına saldırıyor." - Ç. Altan

 

TDK’nin 24.01.2017 günü internet sitesinden Güncel Sözlük’te Maraş adını yazınca “maraş sözü bulunamadı.” ibaresi, Kahramanmaraş hakkında da şu bilgi görüldü:

Kahramanmaraş
özel, isim (kahrama'nmaraş)

özel, isim Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri


Anlatılara göre ad olarak Maraş

Maraş kelimesi, tarih kaynaklarına baktığımızda bu coğrafyada yerleşim yeri adı olarak MÖ 2000’li yıllardan günümüze kadar yazılış ve söyleniş değişiklikleriyle gelmiştir.
Hititler zamanında sınır şehri ve ticaret yolu olmasından önemli merkezlerden biriydi. Hititlerden kalan yazıtlarda bu şehrin adı Maraj ve Markassi şeklinde geçmektedir. Daha sonra bu bölgeye egemen olan Asurların kaynaklarında Margaji şeklinde geçmesi, adının Hititlerden geldiğini doğrular mahiyettedir. Asur krallarından II. Sargon zamanından kalan Boğazköy yazıtlarında Kahramanmaraş’ın adı da geçmektedir.
Maraj, Margaji, Margas, Markassi, Marassion, Mer’aş, Mar’aş, Maraş veya Kahramanmaraş söylenişleri döneme ve dillere göre değişiklik gösterse de aynı kaynaktan beslendiklerini Ünlü tarihçi Herodot’un açıklaması da destekliyor. Herodot (MÖ 484-425), Kahramanmaraş şehrini Hitit komutanlarından Maraj adlı birisinin kurmasından dolayı şehre Maraj adı verildiğini belirtmektedir.
Roma ve Bizans İmparatorluğu döneminde bir süre Germanicia diye adlandırılsa da daha sonra Bizanslılar ilk söylenişinde değişiklik yaparak Marassion diye de kullanırlar. Müslümanlar tarafından fethedilince şehrin adı yine söyleniş değişikliğine uğrar. Bu bölgeye gelen Müslümanlar Arapça konuştuklarından kendi dillerinde “j” harfi olmaması ve gramerlerine uydurmaları nedeniyle söyleyiş değişikliğine uğratarak Mer’aş şeklinde kullanırlar.
Anadolu’daki her yerleşim yerinin adında olduğu gibi bu adla ilgili de değişik söylenceler var.
Birinci anlatıya göre, Besim Atalay Maraş Tarihi ve Coğrafyası kitabında “güya” ifadesiyle bunu anlatır. Maraş kelimesi Arapçaya göre Mer’aş şeklinde yazılır. Mer’aş kelimesi yer adı olarak "Re'aşe" fiilinden türer. Anlam olarak da titreyen yer karşılığındadır. Yani Arapçada "Mer'aş" titreyen yer anlamına gelir. Kahramanmaraş bölgesinde bir zamanlar pirinç çok fazla ekildiğinden sıtma da çokça görülmekteymiş. Sıtmaya yakalananlar aşırı titrediğinden, bu yerleşim yerine zamanla titreyen insanların çokluğundan “Mer’aş” denir. Besim Atalay “Doğrusu bu kelime Arapça değildir.” demeyi de ihmal etmez (Atalay 2009: 17).
İkinci bir anlatı ise; Kahramanmaraş’ın deprem bölgesi olmasına dayanır. Kahramanmaraş’ta 27 Kasım 1114’teki büyük depremde 40.000 kişi ölür. Maraş adının Arapça "zelzele-titreme" anlamına gelen "Mer'aş"tan geldiğini söyleyenler, bu kelimenin zamanla bu şehre ad olduğunu anlatırlar.
Üçüncü anlatı ise Evliya Çelebi’ye dayanmaktadır. Evliya Çelebi, mâr-ı iş’ten galatla Mar’aş olduğunu belirtir. Seyahatname’deki efsane şöyledir: Bir söylentiye göre Kahramanmaraş, Sultan Dahhâk’ın şehriydi. Dahhâk, omuzlarındaki iki büyük yılanı beslemek için şehir halkından günahlı günahsız insanları öldürüp, bunların beyinlerini yılanlarına yedirirdi. Çaresiz kalan halk, Demirci Gâve’den destek alır, onunla birlikte Dahhâk’ı öldürürler. Halkı yılanlara yem olduğu için, Mâr-ı îş’ten (yılan yemeği) bozularak, şehrin adı Mar’aş olur (Okumuş 2009: 16).

Belgelere göre unvan alışı

Hac, İslam dininin farzlarından biridir. Bu farizayı yerine getiren kişinin, memleketine dönünce adının başına artık hacı unvanı eklenir.
İslam dininde, savaşa katılıp ölümü tadanlara şehit, yaralı dönenlere de gazi unvanı verilir, bunların adının başına bu unvanları eklemeden hitap edenler de yadırganır toplumda.
Maraş şehrinin “kahraman” kelimesini unvan olarak alması rastgele gerçekleşen bir olay sonucunda ortaya çıkmış bir durum veya teklif değildir. Olayların tabiî seyri içinde bu unvanı kazandığı görülüyor.
Olay kısaca şudur: Kahramanmaraş’ı 1919 yılında, önce İngilizler, sonra Fransızlar işgal eder. Milletisadıka denilen Kahramanmaraş Ermenileri, işgalci askerlere (İngiliz ve Fransızlara) kucak açar ve onlara destek verirler. Bu duruma üzülen halk, Sütçü İmam’ın ilk kurşunuyla harekete geçer. Savaş, yirmi iki gün, yirmi iki gece sürer. Halk, çok kan dökülse de çete birliği sayesinde mücadeleyi sonuca götürür.
Aşağıdaki belgelerde görüleceği gibi, kahraman unvan bu şehre belli süreç içinde kendiliğinden verilir ve sonra da bu unvan resmîlik kazanır.
1. Sezai Karakoç, 1988-1989 yıllarında Diriliş dergisinde Kahramanmaraş hatıralarını yayınlar. 1944 yılında Diyarbakır’dan Kahramanmaraş’a yatılı ortaokulda okumak için gelir. Bu bayram coşkusunu yakından yudumlar. Şehrin kurtuluş bayramını anlatırken kahraman kelimesini savaşa katılanlar için kullanır. “… Hamamın karşısında dükkânı olan Sütçü İmam, silahını çekip Fransızları yere sermiş ve kaçarak çetelere katılmıştır. Böyle böyle artmaktadır kurtuluş için savaşan kahramanlar… Halk kaleye tırmanır. Fransız bayrağını indirir, yerine bayrağımızı çekerler. Fransızlar kaçarlar. Kahramanlar onları kovalar.” (Kabakcı, Yakar 2014: 18-19)

2. Genel Kurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi tarafından 1966 yılında yayınlanan Türk İstiklal Harbi 4. Cilt: Güney Cephesi adlı çalışmada 1919-1921 yılları arasında İngiliz ve Fransızların Güney Doğu Anadolu’yu işgal etmeleri, Milli Mücadele Hareketleri, bu bölgede yapılan savaşlar ve Revandiz Harekâtı anlatılırken Kahramanmaraş için şu ifadeler kullanılır: “Maraş’taki tarihi Maraş arslan heykeli bir taş parçası değil, bu kahramanlığın sembolüdür. Binlerce arslanlarla dolu Maraş şehri, ancak Kahraman Maraş unvanıyla anılabilir. Maraşlılar bu mücadelede Elbistan, Afşin, Göksun, Pazarcık ve diğer kazalarının önemli yardımlarını görmüşlerdir.” (1966: 98)

3. Aslen Selanikli olup 1965 yılında Kahramanmaraş’ta ölen emekli öğretmen Adile Necla Kandeğer’in Hayati Vasfi Taşyürek’in Lügatçemiz şiirine yazdığı nazirede şu dörtlükler dikkate değerdir:
“Unutulanları yazmak isterim
Şair Vasfi beni affetsin derim
Kahraman Maraş’ı candan severim
Şüphenin adı da gümandır bizde

Pantolonun adı burada pontil
Anahtara ise diyorlar ki dil
Kadınlar hamamda kullanırlar kil
Kahramanlık ise destandır bizde” (Çoğalan 1982: 113)

4. 13 Ocak 1963’te vefat eden halk şairi Ahmet Çıtak, Gazi Vilayetimiz şiirinde savaşa katılanları, o günlerde yaşayanları kahraman olarak ifade eder:
“Sabi sıbyan kahramanlar kız gelin balta ile
Düşmana dünyayı zindan etti vilayetimiz” (Yakar 2014a: 444)

5. Halk şairi Hacı Durmuş Danış, Kahramanmaraş’a kahramanlık unvanı verilmeden önce “Maraş’ım” adlı bir şiir söyler ve son dörtlüğünde ise kahraman unvanını kullanır:
“Sırtını vermiştir Ahır Dağı’na
Kaç yiğit toplanmış dört bucağına
Düşmanı düşürdün çelik ağına
Yurdun göz bebeği Kahraman Maraş’ım” (Danış 1988: 85)

6. Ali Rıza Pişkin 1962 yılında kaleme aldığı Maraş İstiklal Savaşı’nın Tarihi Rolü yazısında, bu savaşın içinde daha yirmi yaşında genç bir yedek subay olmasından dolayı birinci ağızdan hatıralarını, duygu ve düşüncelerini yazar. O gün için hayatta olan Kılınç Ali ve Arslan Bey’e “Milli Mücadelemize ait canlı vesikaları bavullarınızda çürütmekle şahıslarınızın, Maraş kahramanlarının büyük Türk milletinin malı olan tarihi kıymetleri yok etmiş oluyorsunuz.” (Yakar 2014b: 28) diye seslenirken kahraman kelimesini Maraşlılar için kullanır.

7. TBMM Başkanı Kâzım Karabekir Paşa, 12 Şubat 1947 tarihinde Kahramanmaraş Kurtuluş Bayramı törenlerine katılır ve aynı gün Maraş Ortaokulunun şeref defterine el yazısıyla şunları yazar: “Maraş’ın yirmi yedinci yıl Kurtuluş Bayramını Kahraman Maraşlılarla birlikte kutlamak üzere geldiğim sırada 11.02.1947’de okulları da ziyaret ettim...” (Karabekir 1984: 19)

8. Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Hamdi Tanpınar, 1946 yılında Kahramanmaraş Kurtuluş Bayramını izler ve 1 Mart 1946 tarihli Ülkü dergisinde “Maraşlıların Bayramı” yazısını kaleme alır. Bu yazıdaki kahramanlıkla ilgili bölümler şunlardır: “Kahramanlık o yıllarda milletimizin sırtına talih tarafından giydirilmiş bir gömlekti. Maraş’ta ise bu gömlek deri olur, uzviyete geçer... O karanlık günlerde Maraş’ı bir kül yığını yapan yangınlar, bütün cenup vilâyetlerimiz için nuranî alevler saçan bir kurtuluş meşalesi olur ve Maraş, Urfa, Ayıntap milletimizin en ümitsiz günlerinde ona açılmış zafer kapıları olurlar. Maraş bu kahramanlık günlerini unutmamıştır. Bunda haklıdır. Bir şehir, talihin bu kadar üstünde yaşadıktan sonra, elbette onu zaman zaman hatırlayacaktır... Maraş çarşısında hangi dükkâna giderseniz gidin, bir kahramanla veya onun çocuğu yahut torunuyla karşılaşıyorsunuz. Yirmi beş yıl önceki destanın canlı bir tarafını dinliyorsunuz. Kahramanlık, o kadar herkesin malı ki en olmayacak hikâyeleri dinlerken bile insana karşısındakinin övündüğü duygusu gelmiyor. Zaten onlara göre, kahraman kendileri değil ki; kahramanlığı yapan şehir. Her şeyi onun için istiyorlar, bütün medihler ona dönüyor.” (Tanpınar 1986: 30 - 33)

9. Kahramanmaraş’tan Kayseri Lisesine Türkçe Öğretmeni olarak 1919’un son günlerinde tayin edilen ve “Maraş halkının kahramanlık harekâtında hissem olmamasına çok mütessirim.” (Kabakcı, Yakar 2014: 19) diyen Adil Bağdadlıoğlu, 1932 yılında emekli olunca Kahramanmaraş’a döner ve Halkevi Kâtibi olarak çalışır. Kahramanmaraş kurtuluşuna katılamamanın teessürünü yenebilme ve yaşananların saklı kalmasını sağlayabilme adına “Ben bir iş yapmış değil, yapılan işleri göstermiş olacaktım.” (Kabakcı, Yakar 2014: 18) dediği bir eser hazırlar ve 1942 yılında Ülkü Matbaasında bastırır. Sütçü İmam’ı kahraman olarak ifade eden Adil Bağdadlıoğlu, “Bu mücadeledeki hareket umumidir. Fedakârlık şerefinde, büyük küçük, kadın erkek herkesin hissesi var. Fakat bazı şahsiyetlerin hareketleri kahramanlık menkıbesi teşkil edecek yüksekliklere çıkmıştır.” (Kabakcı, Yakar 2014: 113) diyip yirmi iki gün süren savaştaki kahramanları ve kahramanlıkları anlatır.

10. Maraş gazetesi, 19.11.1936, 164. sayısında Şehir Meclisinin 10.11.1936 günü Belediye Başkanı Sukuti Tükel’in başkanlığında toplandığı haberini verir. Toplantı esnasında başkanın konuşmasındaki ifade tesadüf değil, o gün için bu unvanın aydını, şairi ve askeriyle bu şehre yakıştığını tesciller mahiyettedir: “Belki mimari kıymeti haiz olmayan fakat kahraman Maraşlıların iki tarihi vakasını mütevazı lisanlarıyla gençliğin ruhuna ve ahfada okuyacak olan iki anıtla ötede beride metruk kalan mübarek şehitlerimizin kemiklerini huzur sinesine toplayan şüheda abidesi de vardır.” (1936b: 3) Görüldüğü gibi bu iki kelime birlikte kullanılır.

11. Maraş gazetesinin 20.2.1936, 126. sayısında Kahramanmaraş’ın kurtuluşu ile ilgili gelen telgraflar yayınlanır. Bu telgraflarda “Kahraman Maraşlılara, Kahraman Maraş’ın, Kahraman Maraş halkına” şeklinde ifadelerin kullanıldığı görülüyor (1936a: 2).

12. Maraş gazetesinin 12.2.1935, 74. sayısı “Yiğit Maraşlılar Kurtuluş Bayramınız Kutlu olsun.” hitabıyla yayınlanır. Bu da dilde sadeleşmenin etkisidir. Aynı gazetenin mükerrer üçüncü sayfasında Gaziantep Saylavı A. Kılınç’ın telgrafı yayınlanır. Bu telgrafta “Maraş’ın kurtuluş günü yıl dönümünü yürekten kutlular, bütün kahraman Maraş halkına sevgi ve saygılarımı sunarım.” cümlesi dikkat çekmektedir (1935: 1, 3).

13. Maraş gazetesinin 23.9.1934, 59. sayısında Bayram Geliyor başlığı altında şu cümleler yer alır: “Bu bayramın büyüklüğünü Kahraman Maraşlılar daha iyi bilirler. Bu memleket düşman çizmeleri mahmuzlarının kalbimizi deler gibi şakırdadığı günlerin acısını daha unutmadı.” (1934d: 3)

14. Maraş gazetesinin 16.9.1934, 58. sayısında Belediye Meclisine seçilen üyelere hitaben Vilayet Makamınca yazılan tezkere yayınlanır. Bu tezkeredeki şu ifadeler konumuzla ilgilidir: “Şurası da unutulamaz ki: Kahraman Maraş kendine yaraşan üstünlüklere, tez elden kavuşsun diye Cumhuriyet Hükümeti Maraş belediye Reisini mansup kılmış.” (1934c: 2)

15. Belediye Meclisine üye seçimi günü ile ilgili 9.9.1934 tarihli Belediye Azalarının Seçim Günü haberi yayınlanır. Bu haberin içeriği de dikkate değerdir: “Müzika İstiklal Marşı’nı çaldıktan sonra merasime nihayet verildi. Herkes sandık başına koştu. Kahraman Maraş’ın erkek, kadın evlatları rey pusulalarını semt semt tefrik edilen sandıklara atmaya başladı.” (1934b: 1)

16. Çeltik Mütehassısı Harun Bey, Antalya Ziraat Vekâletine atandığında resmî vilayet gazetesi olan Maraş gazetesinde 10 Temmuz 1934 günü Bir Ayrılış Mektubu başlığı altında duygularını dile getirir. Bu mektupta Harun Bey iki defa Kahraman Maraşlı ifadesini kullanır: “Beni mesleki sahada kendisine ezeli bağlarla bağlayan çeltikçi ve bağcı Maraş’tan ve onun asil ve kahraman Maraşlıdan ayrılışım beni ne kadar müteessir etti ise kendileri ile birlikte çalıştığım, aynı ideal peşinde koştuğum arkadaşlarımdan da ayrılışım o kadar müteessir etti… İşte ben bu güzel yerden bu asil ve kahraman Maraşlıdan ayrılırken teessürümü…” (1934a: 2)

17. Mehmet Akif Ersoy 19 Kasım 1920 günü Kastamonu Nasrullah Camisi’nde yaptığı konuşmada cemaate şöyle seslenir: “Ey cemaati Müslimin! Size bu kürsüden atalarımızın kahramanlıklarını hikâye edecek değilim. Çünkü ibreti maziden göstermektense, hâlden örnekler göstermek daha kestirme olacak. İşte Maraş ve Adana havalisindeki bir avuç kahraman dindaşımız bir senedir Fransızların toplarına göğüs geriyorlar. Etraftan ciddî bir imdat alamadıkları, ehemmiyetli bir yardım görmedikleri hâlde, düşmanın en müthiş silâhlarla silâhlanmış ordularına karşı duruyorlar. Yağmur gibi yağan kurşunlar, yıldırım gibi inen gülleler bunların azmini sarsmıyor. İslâm’ı sonuna kadar müdafaa için vermiş oldukları söze, can kaygısı, ölüm korkusu gibi şeylerin zerre kadar etkisi olmuyor.
İşte evvelâ İngilizlerin, sonra Fransızların hücumuna göğüs geren, bundan başka İngiliz, Fransız silâhlarıyla silâhlanan Ermenilerin de türlü türlü mel’anetlerine, hıyanetlerine maruz kalan şu bir avuç Müslüman ümitsizliğe kapılmadı, azme sarıldı. Bulabildiği kuvvetle, silâhla mücadele meydanına atıldı.” (Ersoy 1987: 46)

18. Heyet-i Temsiliye namına Mustafa Kemal’in, ağırlıklı olarak kendi imkânlarıyla Fransızların işgalinden kurtulan Kahramanmaraş’a, 12 Şubat 1920’de çektiği telgrafta şu cümleler dikkat çekicidir: “... yirmi güne yakın bir zaman zarfında Ermenilerle birleşen düşman kuvveti ile her türlü mahrumiyetler içinde çarpışan ve nihayet muvaffak olan Kahraman Maraşlıları bütün memleket namına tebrik ve tazize koşarız. Maraşlılar bu kahramanane müdafaalarıyla davayı millînin azamet ve ulvîyetini ve milletimizin yaşamak, mustakilen yaşamak hususundaki iradeialiyesini bütün cihana karşı ibraz ettiler. Şühedamıza dualar, kahramanlarımıza hürmetler, selâmlar.” (Başdoğan 1985: 21 - 23)

Resmiyette unvan alışı
Bu şehrin adının değiştirilmesine dair 03.12.1969 tarihinde Kahramanmaraş Milletvekili İbrahim Öztürk “Maraş ili adının ‘Kahraman Maraş’ olarak değiştirilmesine dair hazırlamış olduğum kanun teklifi ve gerekçesi ilişik olarak sunulmuştur.” ve 04.12.1969 tarihinde Kahramanmaraş Milletvekili M. Zekeriya Kürşad tarafından “Maraş ili adının ‘Kahraman Maraş’a tahvilini sağlamak üzere hazırladığım kanun teklifi gerekçesi ile birlikte ilişikte sunulmuştur.” (Gevri 2002: 9-12) ifadelerini bulunduran kanun teklifleri TBMM’ye verilir; bu kanun teklifleri önce İçişleri Komisyonunda görüşülür. Komisyon tarafından düzenlenen rapor 10.06.1970 tarihinde Meclis’e gönderilince 02.07.1973 tarihinde TBMM tarafından Maraş ili adının “Kahraman Maraş” olarak değiştirilmesi hakkındaki kanun kabul edilir.

Sonuç
Maraş kelimesi, tarih kaynaklarına baktığımızda bu coğrafyada yerleşim yeri adı olarak MÖ 2000’li yıllardan günümüze kadar yazılış ve söyleniş değişiklikleriyle gelmiştir.
Öncelikle şu açıklamayı yapmakta yarar var: Türkiye’de alfabe değişikliğinin yanında bir de dilin oturma süreci yaşandı. Bu süreç içinde bazı harflerin ses ölçekleri de değişti. “g-k, j-k, ss” şeklindeki yazılışlar, metinlerin farklı dönemlerde okunuşlarından kaynaklanmaktadır.
Kumandan “Maraj” tarafından kurulan Kahramanmaraş, Hititler zamanında önemli merkezlerden biriydi. Hititlerden kalan yazıtlarda bu şehrin adı Maraj ve Markassi şeklinde geçmektedir.
Daha sonra bu bölgeye egemen olan Asurların kaynaklarında Maraj, Markasi veya Margaji şeklinde geçmesi, adının Hititlerden geldiğini doğrular mahiyettedir. Asur krallarından II. Sargon zamanından kalan Boğazköy yazıtlarında bu ad geçmektedir.
Maraj, Margaji, Margas, Markassi söylenişleri döneme ve dillere göre değişiklik gösterse de aynı kaynaktan beslendiklerini Ünlü tarihçi Herodot’un açıklaması da destekliyor. Herodot (MÖ 484-425), Kahramanmaraş şehrini Hitit komutanlarından Maraj adlı birisinin kurmasından dolayı şehre Maraj adı verildiğini belirtir.
Romalılar şehrin adını değiştirerek Germanicia diye adlandırırlar. Bizans, Süryani ve Ermeni kaynaklarında bu ad kullanılır. Ayrıca Bizanslılar, Marasin veya Marassion şeklinde de adlandırırlar. Hititlerin verdikleri adı kullanırken kendi söyleyişlerini tercih ederler.
Müslümanlar tarafından fethedilince şehrin adı ilk şeklinde ses değişikliği yapılarak kullanılır. Bu bölgeye gelen Müslümanlar Arapça konuştuklarından kendi dillerinde “j” harfi olmaması nedeniyle söyleyiş değişikliğine uğratarak Mer’aş şeklinde kullanırlar.
Türkler ise Selçuklu, Dulkadirli ve Osmanlı dönemlerinde Mer’aş ve Mar’aş derler. Türkiye Cumhuriyeti’nde 1 Kasım 1928 tarihinde alfabe değişikliği olur. Bu alfabe değişikliğiyle Maraş söylemi önce yazı dilinde, sonra da konuşma dilinde de yaygınlaşır. 7 Şubat 1973 tarihli kanunla da bu şehre “Kahraman Maraş” denir, ayrı ve bitişik yazmadan kaynaklanan problemi sonlandırma adına TDK tarafından bitişik yazılması uygun görülünce artık “Kahramanmaraş” diye yazılır ve söylenir oldu.

Kaynaklar:
Atalay, Besim (2008), Maraş tarihi ve Coğrafyası, (Haz. İlyas Gökhan, Mehmet Karataş), Kahramanmaraş: Ukde yayınları.
Başdoğan, Ferhat (1985), “Mustafa Kemal’den Telgraflar”, Dünyada Madalyalı Tek Şehir Kahramanmaraş, S. 3.
Bülbül, Yrd. Doç. Dr. Pınar (2014) “En Eski Çağlardan Bizans Dönemine Kadar Kahramanmaraş ve Çevresi”, Akdeniz’in Altın Kenti, Kahramanmaraş: Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yayınları, s.21-27
Çoğalan, M. Celaleddin (1982), Her Yönüyle Kahramanmaraş, İstanbul: Yaylacık Matbaası.
Danış, Hacı Mustafa (1988), “Maraş’ım”, Dünyada Madalyalı Tek Şehir Kahramanmaraş, S. 6.
Dünyada Madalyalı Tek Şehir Kahramanmaraş, (1984), S. 64.
Ersoy, Mehmet Akif (1987), Dünyada Madalyalı Tek Şehir Kahramanmaraş, S. 5.
Gevri, Necmettin (2002), İki Ödüllü Şehir, Kahramanmaraş: Kahramanmaraş Belediyesi Yayınları.
Gökhan, Doç. Dr İlyas (2011), Başlangıçtan Kurtuluş Harbine Kadar Maraş Tarihi, Kahramanmaraş: Ukde Yayınları.
Gökhan, Doç. Dr İlyas (2012), Kahramanmaraş Kültürü, Kahramanmaraş: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yayınları.
Kabakcı, Cevdet - Yakar, Serdar (Haz.) (2014), Kahramanmaraş’ta Sezai Karakoç Sempozyumu, Kahramanmaraş: Kahramanmaraş Belediyesi Yayınları.
Karabekir, Kâzım, (1984), Dünyada Madalyalı Tek Şehir Kahramanmaraş, S. 2.
Maraş (Salı Günleri Çıkar Resmi Vilayet Gazetesidir.), (10.7.1934a), S.44, s. 2.
Maraş (Salı Günleri Çıkar Resmi Vilayet Gazetesidir.), (9.9.1934b), S.57, s. 1.
Maraş (Salı Günleri Çıkar Resmi Vilayet Gazetesidir.), (16.9.1934c), S.58, s. 2.
Maraş (Salı Günleri Çıkar Resmi Vilayet Gazetesidir.), (23.9.1934d), S.59, s. 3.
Maraş (Salı Günleri Çıkar Resmi Vilayet Gazetesidir.), (12.2.1935), S.74, s. 1, 3.
Maraş (Salı Günleri Çıkar Resmi Vilayet Gazetesidir.), (20.2.1936a), S.126, s. 2.
Maraş (Salı Günleri Çıkar Resmi Vilayet Gazetesidir.), (20.2.1936b), S.164, s. 3.
Okumuş, Ejder (2009), “Evliya Çelebi’nin Gözüyle Kahramanmaraş”, Seyahatname, Şehir Tarihi ve Coğrafya Kitaplarına Göre Maraş (Haz. Alparslan, Yaşar- Yakar, Serdar), Kahramanmaraş: Ukde yayınları, 9-53).
Solak, İbrahim (2014), “Dulkadirli Eyaleti’nde Gayrimüslimler” Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 35.
TDK (2000), İmlâ Kılavuzu, Ankara: TDK yayınları.
Tanpınar, Ahmet Hamdi (1986), “Maraşlıların Bayramı”, Dünyada Madalyalı Tek Şehir Kahramanmaraş (1946 tarihli Ülkü dergisinden alınmış.), S. 4.
Türk İstiklal Harbi 4. Cilt: Güney Cephesi (1966), Genel Kurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi Resmi Yayınları.
Yakar, Serdar (2014a), Ahmet Çıtak Hayatı ve Şiirleri, Kahramanmaraş: Kahramanmaraş Belediyesi yayınları.
Yakar, Serdar (2014b), İstiklalden İstikbale Bir Hayat Mücadelesi Ali Rıza Pişkin, Kahramanmaraş: Ukde yayınları.


    Yazımızı Paylaşın;