image

Kadın Hakkında

Hülya Şirikçi Çekici

Kadın olgusu sizce nedir?

Bu olgu üzerinde uzun süren araştırmalarım sonucunda ve kuran ahlakını yaşamayı benimseyen, demokratik ve duyarlı bir ailenin içinde yetişmenin etkisiyle ince eleyip sık dokuyarak bu olguyu zihinlerde netleştirmek adına tuvale dökmeye karar verdim. Öncelikle, toplumumuzun kanayan yarası olmaya devam eden, hiçbir medeniyette yeri olmayan, vicdana ve merhamete sığmayan kadına şiddet konusuna değinmek istiyorum. Bunu en iyi şekilde ifade edebileceğim resim sanatıyla gönüllere işlemeye karar verdim. Resimlerimde genelde mutluluk saçan konuları ele aldığımdan dolayı, içinde acı, keder ve hüzün barındıran olayları resmederken oldukça zorlandığımı belirtmeliyim. İnsanın içine işleyen, gözlerdeki hüznü, çaresizliği ve acizliği yansıtan kadın trajedileri toplumu sardıkça, bu duruma dur demenin  elzem olduğunu hissettim. Bu toplumsal yaraya bir ressam gözüyle topluma yön veren sanat dalı olan resim ile dikkat çekmeyi hedefledim.

İlk başlarda, bir kadının dayak yemiş, aciz ve çaresizce acılarını yaşarken köşeye sinmiş halini resmetmeyi kabullenemedim. Ruhum buna itiraz etti. Ancak, kadınların çeşitli medya organlarında ve gazetelerde ikinci sayfa haberlerinde cinayet, tecavüz, şiddet gibi konularda yer alarak bu durumun normalleştirilmesine göz yumamazdım. Medyada yer alan haberler arasında bir kadının sessiz çığlıkları yüreğime işlemişti. O an gözüme ilişen o fotoğraf beni derinden etkilemişti. Buruk, donuk bir ifadeyle artık acının etkisini bedeninde değil beyninde ve tüm hücrelerinde hisseden, tüm umutları kırılmış, hayali ve hayatı elinden alınmış bu bakış ve duruş insanlığa atılmış bir lekeydi. Kim bilir bu kare öncesinde neler yaşandı? Bizler için bir fotoğraf karesi gibi görünen, aslında vicdanlara ve insanlığa yapılmış büyük bir hakaretti. Gelişmiş ve medeni insan, modern toplum bu görüntünün neresindeydi? Toplumumuzun çoğunluğu inançlı insanlardan oluşmuyor muydu? Kadının yok sayılarak onuruna, şahsiyetine, kimliğine, kişiliğine el konulması ve bir meta olarak görülmesi hangi medeniyette ve inançta yer alabilir?

Oysa güzel ahlak neydi? Toplumdaki yerine ne oldu? Nerede yanlışa yöneldik? Neler değişti? Bir canlının diğerine eziyet ederek onun haklarını çiğnemesi normal olabilir mi? Aksine, kadın haklarının olduğunun bilinciyle sevgi, saygı ve yardımlaşma ile daha iyi şartlar altında yaşamak ve toplumu yüceltmek bu kadar zor olmamalı! İyiyi ve doğruyu seçmek bizim elimizde. Toplum neden cennet ile müjdelenen bir anneye kadına cefayı, cezayı layık görür oldu? Ailenin temeli, anne değil miydi? Derinlemesine incelediğimizde, bu duruma sürüklenmemize sebep olanı sorgulamak en doğrusuydu.  Gerekli eğitim düzeyinin sağlanamaması sonucunda kar topu gibi büyüyen cehalet kadının ailedeki en özel yerini ayaklar altına alınıp çiğnemesine neden olabilir miydi? Görünen buzdağının ardında cehaletin izleri mi yoksa değişen değer yargıları mı vardı? Bu olumsuzluktan sadece cehaleti sorumlu tutmak yetersiz kalır. İyi eğitim almış, üniversite mezunu, ilim sahibi, devletin çeşitli kurumlarında görev alan yöneticiler bile bu konuya maalesef yabancı değildi.  Bir şehrin yönetiminde tüm sorumluluğu alan valinin eşinin şiddete uğradığı bir düzende bir sorun var demektir. Geçenlerde şahit olduğum acı bir hadisedir. Bir ilimizin kadın sığınma evinde müdire olan yakın arkadaşımdan aldığım bilgileri aktarayım. Müdireliğini yaptığı sığınma evine çok şık, bakımlı, gün görmüş ve kültürlü bir kadının içeri girdiğini ve bu duruma inanılmaz derecede şaşırdığını söyledi. Kadının yaşadığı durumdan dolayı çok etkilendiğini ve sesinin titrediğini belirtti. Özellikle arkadaşımın dikkatini çekmiş ve kim olduğuna yönelik sorular sorması ile komşu şehrin valisinin eşi olduğunu öğrenmiş. Arkadaşım önce inanamamış, herhalde denetime geldiler diye düşünmüş kendince. Kadını misafirhaneye yerleştirerek gereken prosedürü uygulamış. Zamanla bunun bir denetim olmadığını, kadının gerçekten eşi tarafından yani vali bey tarafından dövülerek darp edildiğini, ağır izler ve derin yaralar taşıdığını anlaması uzun sürmemiş. Ne yazık ki eğitimli insanlarda şiddete maruz kalabiliyor veya şiddete eğilimli olabiliyor Şimdi gelelim resmimize bu kadıncağız belki bir valinin eşi değildi, bir garibandı bir başka cehaletin acı çektirilmiş versiyonuydu. Eğitimin temeli aileden geliyor. Liselerde ve üniversitelerde yaşam tarzı, sevgi, saygı, onur, şahsiyet, kimlik, kişilik ve değer yargılarına yönelik eğitimlere pek yer verilmiyor. Daha çok mesleki eğitimlere yer veriliyor. Bu nedenledir ki; yaşama yönelik bilgileri hayatın içinde tecrübe ederek ve örnek alarak öğreniyor insanoğlu. Özellikle aile temelli öğretiler hayatımıza imzasını atıyor ve bizi yönlendiriyor. Uygun olmayan bazı davranışları en yakın çevremizde görerek normalleştirirken, önemli değer yargılarını yok sayıyoruz. Her zaman olumsuz örnekler olacak değil, ailemiz ve çevremizdeki iyi insanlar sayesinde topluma yararlı ve faydalı insanlar olarak ta yetişebiliyoruz. Bizler iyi örnekleri kendimize ve çevremize aktaralım yoksa bu tip şiddet mağduru kadınlar hep var olacaklar. Oysa ki kadınlar sevmeye ve sevilmeye ve değer görülmeye layıktırlar. İnsanoğlunu yetiştiren de anne yani kadın değil mi? Topluma yön vermekte yine çocuk yetiştiren annelere düşer. İnsan yetiştiren, hakiki manada topluma yararlı güzel ahlaklı bir anne bu çilelere layık olamaz. Yetiştirdiği nesil de bunu kadına reva göremez. Lütfen bu duyarlılığımızı her yaratılan canlı için gösterelim. Bu fotoğrafı resmetmemdeki gayem insanları bu konuda düşünmeye yönlendirmekti ve vicdanları harekete geçirmekti. Hangi ressam bu resmi yaparken etkilenmez! Allah’ın bizlere verdiği hakları birbirimizin elinden gaspla ve vahşilikle almak yerine insanlık ve toplum için yararlı uğraşlar vermeliyiz. Topluma karşı bir birey olarak sorumluluklarımız var. Dünyadaki olan bitenden hepimiz sorumluyuz. Duyarsız kalırsak insanlık kaybeder. Bu resim ile bunu insanların yüreklerine işleyebildiysem ve bir şeyler katabildiysem ne mutlu bana.

Sevgi, saygı ve kalp temizliği ile elele…


    Yazımızı Paylaşın;