image

İlevdü Dergisinin Öyküsü

Mehmet Mortaş

İlevdü Dergisinin İmtiyaz sahibi Furkan Eren dijital dergi çıkarma düşüncesini ilk söylediğinde pekte sıcak gelmemişti bana. Bilinmeyen biri sanal dünya, bilinmeyen bir dergi anlayışı, karşılığı olmayan bir düşünce olarak geldi bana. Bu düşüncemizi şair yazar Dr. Mehmet Akif Şahin ile paylaştık. Geleceğin dünyası dijital dünya olduğunu, dijital dergi fikrininde iyi olduğunu ve İstanbuldan Anadoluyu ve tüm dünyaya bu konuda çok net görebildiğini söyledi. Hatta destek olacağını, her zaman yanımızda bulunacağını özellikle belirtti.   Dergicilikte geleneksel olarak Türkiye’de okuyucu profili dergiyi okumanın en güzel yolunun matbuu dergiyi fiziki olarak elinde tutmak, sayfalarını çevirmek ve kağıt kokusunu hissetmek üzerine kuruludur. Yeni kurulan dergilerin veya uzun soluklu dergilerin okuyucuya ulaşması ve okuyucunun bunu heyecanla beklemesi sanat edebiyatta üşünce tarihinin adımının atılmasından tutunda, sanat edebiyatta gündem belirlemesine kadar gitmiştir. Özellikle önemli dergiler son yüzyılda kültür sanat edebiyat düşünce dünyasında büyük izler bırakmışlar ve okuyucuda büyük tesir yapmıştır. Fiziki olarak okunan dergiler matbuu olarak bir alışkanlık bırakmış geleneksel dergicilik haline gelmiştir. Matbuu dergilerin büyük bir emek sarf edilmesinden sonra çıkarılması okuyucuya ulaştırılmasının verdiği güzel duyguların yanında, okuyucuya hiç ulaşmayan dergilerde olmuştur. Matbuu dergilerde okuyucunun matbuu dergileri alışkanlık üzere olan okuyuculuğu dijital dergiye ilginin olmayacağını düşünmüştüm. Fakat bunun yanında dünya değişiyor değişmekte. İhtiyaçların bakış açısı bu değişimden etkilenmekte, yeni yeni ihtiyaçlarda çıkmakta. Özellikle teknolojideki değişim bütün hayatı kaplamakta, teknolojinin dokunmadığı etkili olmadığı yer kalmamaktadır. Etrafımız fiziksek teknoloji çevrilmiş, hayatı kolaylaştıracak araç gereçleri bir müddet sonra ihtiyaç olarak görmekte vazgeçilmezlerimizin arasına girmektedir. Fiziksek teknoloji dünyanın dönüşümünde son demlerini yaşarken, hayatın ihtiyaçlarının çoğuna cevap veremezken, yeni neslin dönüpte bakmadığı bir hal alırken yeni yeni oluşumlar, hayatın ihtiyaçlarına cevap verecek yeni teknolojilerle karşılaşmaya başladık. Moderzim çağın şartlarına cevap veremeyen bir duruma geldiği zamanda postmoderzm tahtan indirerek yerini almış, bundan teknolojide etkilenmiştir. Fiziksel dünyanın teknolojik ilerlemeleri yeni neslin ihtiyaçlarına, alışkanlıklarına, bakış açısına cevap veremediği gibi hiçbir faydasının olmadığı bir zamanda yeryüzünde yeni bir değişim yaşamaya başladık. Postdijital devrim. Dijital dünyanın başı sonu görünmemekle birlikte bütün bilgi alış verişleri ve birikimleri bu dünyaya istiflenmeye çoktan başlamıştır. Dünya iletişim ve düşünce dünyası olmaya doğru büyük bir hızla gidiyor, teknolojinin gelişmesinde iletişimin rolünün ve merkez olarak insan düşüncesinin önemi birkaç kat daha arttığını gördük. Bu nedenle İletişim ve düşüncenin kısaltılmışı olarak İLEVÜ doğdu. Derginin gerek görsel gerek içerik olarak bir fark yaratmalı, okuyucunun estetikselliğinin, her kesimden okuyucuya hitap edecek argümanları yayınlamayı ve daha çok sanat edebiyat ağırlıklı olmasına karar verdik. Etrafımızda bize engel olacak bu işe gönül vermeyenleri, hatta dünyaya, hayata bakış açıları kibir ve çıkar amaçlı olanları uzaklaştırdık dergiyle bağlantısını kestik. Derginin çıkarmasına karar verdik fakat dergi tasarımcısı bulmakta zorlandık. Özellikle dijital dergi tasarımında piyasada tasarımcı çoktu fakat e-dergi formatında bu işe yabancı bir dünya vardı. Derginin nasıl olacağı, iç tasarımının nasıl olması gerektiğini, okuyucunun görsel dünyasına hitap edecek ve ilgisini çekecek bir dergi olmalıydı. Genç ve hayal gücü iyi olan, tarif ettiğimiz görsel dünyayı tasarımına uygulayan bir tasarımcı ile anlaştık. E-dergi nasıl olmalı, hangi formatta okuyucu daha bir ilgi alaka gösterir, görsel olarak derginin albenisi nasıl olmalı günlerce üzerinde çalıştık kafa yorduk. Dijital dünyanın etkisini özellikle yeni nesil üzerinde nasıl bir etki bıraktığını ve matbuu dergilere bakış açılarına kadar üzerinde durduk inceledik. Yeni dünya, dijitalleşme ve yeni nesil bu üç ayak geleceğin dünyasını çizen en önemli unsur olarak karşımıza çıkmış ve eskilerin bu durdurulamaz hızla dönüşen gelişen dünyanın önünde duramayacağına bizzat bizlerde yaşayarak şahit oluyorduk.  Yeni postdijital dünya artık birey olarak herkesin yaşayacağı özellikle yeni neslin içinde hayat olduğu bir dünyaya doğru hızla akış olduğunu gördük.  Dünya mobil telefon, bilgisayar veya diğer yeni iletişim dünyasının içinde Kanadalı yazar Marshall McLuhan'la birlikte anılan bir kavram olan, özellikle elektronik iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte, dünyanın küçük bir topluluk gibi olacağına inandığının ötesinde küçük bir köy olmaktan da öte içimizde yaşayan dünya haline gelmiştir. Her insan dijitalleşme ile dünyanın neresinde olursa olsun diğer insanı etkileyebiliyor hayatına dahi müdahale edebilir hale gelmiştir. Dünya her insanın içinde küçük bir köy gibi zamanlara gelinmişti. Dünyanın her bireye küçük köy haline gelmesinin fazla etkili kesimse yeni nesil olmuştur. Dijital dünyada her birey kendi dijital çitinin ve bu çitle çevrili dijital dünyanın içinde, gelişmiş teknolojik cihaz veya aletlerle her türlü bilgiye ulaşıyor, isteğini bu yeni teknoloji ile yapabiliyordu. Bir anda kişi ülkenin gündemine oturuyor günlerce sanal âlemde konuşuluyordu. Ülke yeni bir bilgi ve bakış açısına giriyor. Ülkemizde her şey yeni yeni rayına oturmaya başlamış, eski alışkanlıklarını bırakmaya başladı dediğimiz bir zamanda bir darbe yapılmaya çalışıldı. Ülkemizi kaosa götürecek, tarihin derinliklerinde adının silinmeye çalışıldığı, büyük bir uçuruma doğru vatanın gönderilmeye çalışılan bir darbe. Fakat sosyal ağların ve iletişimin anın yayılması ülke insanlarına hemen ulaşması herkesi sokaklara döktü. Darbeye karşı büyük bir halka ayaklanması mücadelesi verildi ve darbe püskürtüldü. 15 Temmuz’da gerçekleşen darbe girişimi ülke insanlarında sosyolojik kırılmalar meydana getirdi. Cemaat türü yapılanmalar insanlar daha bir temkinli daha bir dikkatle bakmaya yaklaşmaya hatta uzaklaşmaya başladı. Sanat edebiyat ve kültür düşünce dünyası yeni bir trende, yeni bir bakış açısına ister istemez girmeye başladı. Özellikle dijital iletişimin etkisinin gün geçtikçe etkisinin artması ve sosyal hayata etkisinin çoğalması bunun en önemli etkenlerinde biri olamaya doğru yol almaya başladı. Yeni nesil yeni dünyanın içerisinde daha etkin daha bir kendini bulur hale geldi. Geleneksel yapılarımızın ve hayatın yeni dünyanın içerisinde yeri olmadığı gibi, dijital dünya yeni nesile yeni bir dünya sınıyordu. Ülkenin buhran dönemlerinde ve yeni neslin dijital dünyada daha bir rol aldığı zamanda, matbuu dergilerin yeni dünyaya ayak uyduramaması gibi etkenlerden dolayı, gelecekte iletişimin ve düşüncenin dünyaya yön vereceğini düşünerek dijital e dergi İlevdü dergisini çıkarmaya karar verdik. Dergi her yönden güçlü olmalıydı, güçlü bir ekiple yola çıkılmalı ve bu güçlü ekiple yerelden dünyaya seslenmeliydi. Derginin görsellik estetik olarak dijital dünyada farklı bir yeri olmalı ilgi çekmeli, insanlar dönüp bir daha bakmalıydı. Sanal dünyada şmdiye kadar hiçbir e dergi yer edinememiş, insanların dikkatini çekmemişti. Yeni nesil dijital dünyanın içerisindeydi ve toplum o tarafa doğru büyük bir hızla gidiyordu ama dijital e dergi formatında sanat edebiyat kültür içerikli derginin olmaması veya yer edinememesi büyük bir handikaptı. Bu nedenle zengin içerikli güçlü bir ekibi olan bir dergi olması gerekiyordu. Bu nedenle yayın kurulunu oluşturmak için Türkiye’de önemli kalemleri, düşünce dünyasında yeri olan, sanat edebiyat dünyasının önemli isimleri ile irtibata geçildi. İrtibata geçtiğimiz isimler ilk önce garipsediler nasıl olur tereddütleri geçirdi. Çünkü daha önce böyle bir oluşum yapılanma dergi çıkmamıştı. Ve güçlü bir yayın kurulu ile beraber imtiyaz sahibi Furkan Eren. Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Mortaş. Yazı İşleri Müdürü Sefa Uncu. Sanat danışmanı Ümit Parsıl, Fotoğraf Kurulu Hülya Şirikçi, Yunus Torun, Nihal Kesici. İletişim Sanat Haber Merkezi Ömer Faruk Yaşar, Ömer Üzüm. Hukuk Danışmanı Gökhan Çiftçi. Mali İşler Sorumlusu Ahmet Karacan. Yayın Kurulumuz Akademisyenler, şair, yazar öykücü, ressam, fotoğraf sanatçılarından oluşturduk. Prof.Dr. Namık Açıkgöz, Doç.Dr.Hasan Aktaş, Dr.M.Akif Şahin, Şair Mehmet Gemci, Şair Hüseyin Gök, Yazar Menekşe Özkaya, Yayınevi sahibi Fatma Ersin Yargıcı, Yazar Ali Bal, şair yazar Mustafa Uçurum, Yazar Mehmet Kurtoğlu, Şair yazar Gökhan Akçiçek, şair Yasin Mortaş, yazar Nidayi Sevim, tarihçi yazar Mehmet Işık, Faruk Yıldız, Ressam  Sait Işık, roman yazarı yazar Nuri Yıldız. Yayın kurulumuz ülkemizin önemli isimlerinden oluşturmamız derginin ayaklarının yere basmasını sağladık. İlevdü Dergisinin İmtiyaz sahibi Furkan Eren dijital dergi çıkarma düşüncesini ilk söylediğinde pekte sıcak gelmemişti bana. Bilinmeyen biri sanal dünya, bilinmeyen bir dergi anlayışı, karşılığı olmayan bir düşünce olarak geldi bana. Bu düşüncemizi şair yazar Dr. Mehmet Akif Şahin ile paylaştık. Geleceğin dünyası dijital dünya olduğunu, dijital dergi fikrininde iyi olduğunu ve İstanbuldan Anadoluyu ve tüm dünyaya bu konuda çok net görebildiğini söyledi. Hatta destek olacağını, her zaman yanımızda bulunacağını özellikle belirtti.   Dergicilikte geleneksel olarak Türkiye’de okuyucu profili dergiyi okumanın en güzel yolunun matbuu dergiyi fiziki olarak elinde tutmak, sayfalarını çevirmek ve kağıt kokusunu hissetmek üzerine kuruludur. Yeni kurulan dergilerin veya uzun soluklu dergilerin okuyucuya ulaşması ve okuyucunun bunu heyecanla beklemesi sanat edebiyatta üşünce tarihinin adımının atılmasından tutunda, sanat edebiyatta gündem belirlemesine kadar gitmiştir. Özellikle önemli dergiler son yüzyılda kültür sanat edebiyat düşünce dünyasında büyük izler bırakmışlar ve okuyucuda büyük tesir yapmıştır. Fiziki olarak okunan dergiler matbuu olarak bir alışkanlık bırakmış geleneksel dergicilik haline gelmiştir. Matbuu dergilerin büyük bir emek sarf edilmesinden sonra çıkarılması okuyucuya ulaştırılmasının verdiği güzel duyguların yanında, okuyucuya hiç ulaşmayan dergilerde olmuştur. Matbuu dergilerde okuyucunun matbuu dergileri alışkanlık üzere olan okuyuculuğu dijital dergiye ilginin olmayacağını düşünmüştüm. Fakat bunun yanında dünya değişiyor değişmekte. İhtiyaçların bakış açısı bu değişimden etkilenmekte, yeni yeni ihtiyaçlarda çıkmakta. Özellikle teknolojideki değişim bütün hayatı kaplamakta, teknolojinin dokunmadığı etkili olmadığı yer kalmamaktadır. Etrafımız fiziksek teknoloji çevrilmiş, hayatı kolaylaştıracak araç gereçleri bir müddet sonra ihtiyaç olarak görmekte vazgeçilmezlerimizin arasına girmektedir. Fiziksek teknoloji dünyanın dönüşümünde son demlerini yaşarken, hayatın ihtiyaçlarının çoğuna cevap veremezken, yeni neslin dönüpte bakmadığı bir hal alırken yeni yeni oluşumlar, hayatın ihtiyaçlarına cevap verecek yeni teknolojilerle karşılaşmaya başladık. Moderzim çağın şartlarına cevap veremeyen bir duruma geldiği zamanda postmoderzm tahtan indirerek yerini almış, bundan teknolojide etkilenmiştir. Fiziksel dünyanın teknolojik ilerlemeleri yeni neslin ihtiyaçlarına, alışkanlıklarına, bakış açısına cevap veremediği gibi hiçbir faydasının olmadığı bir zamanda yeryüzünde yeni bir değişim yaşamaya başladık. Postdijital devrim. Dijital dünyanın başı sonu görünmemekle birlikte bütün bilgi alış verişleri ve birikimleri bu dünyaya istiflenmeye çoktan başlamıştır. Dünya iletişim ve düşünce dünyası olmaya doğru büyük bir hızla gidiyor, teknolojinin gelişmesinde iletişimin rolünün ve merkez olarak insan düşüncesinin önemi birkaç kat daha arttığını gördük. Bu nedenle İletişim ve düşüncenin kısaltılmışı olarak İLEVÜ doğdu. Derginin gerek görsel gerek içerik olarak bir fark yaratmalı, okuyucunun estetikselliğinin, her kesimden okuyucuya hitap edecek argümanları yayınlamayı ve daha çok sanat edebiyat ağırlıklı olmasına karar verdik. Etrafımızda bize engel olacak bu işe gönül vermeyenleri, hatta dünyaya, hayata bakış açıları kibir ve çıkar amaçlı olanları uzaklaştırdık dergiyle bağlantısını kestik. Derginin çıkarmasına karar verdik fakat dergi tasarımcısı bulmakta zorlandık. Özellikle dijital dergi tasarımında piyasada tasarımcı çoktu fakat e-dergi formatında bu işe yabancı bir dünya vardı. Derginin nasıl olacağı, iç tasarımının nasıl olması gerektiğini, okuyucunun görsel dünyasına hitap edecek ve ilgisini çekecek bir dergi olmalıydı. Genç ve hayal gücü iyi olan, tarif ettiğimiz görsel dünyayı tasarımına uygulayan bir tasarımcı ile anlaştık. E-dergi nasıl olmalı, hangi formatta okuyucu daha bir ilgi alaka gösterir, görsel olarak derginin albenisi nasıl olmalı günlerce üzerinde çalıştık kafa yorduk. Dijital dünyanın etkisini özellikle yeni nesil üzerinde nasıl bir etki bıraktığını ve matbuu dergilere bakış açılarına kadar üzerinde durduk inceledik. Yeni dünya, dijitalleşme ve yeni nesil bu üç ayak geleceğin dünyasını çizen en önemli unsur olarak karşımıza çıkmış ve eskilerin bu durdurulamaz hızla dönüşen gelişen dünyanın önünde duramayacağına bizzat bizlerde yaşayarak şahit oluyorduk.  Yeni postdijital dünya artık birey olarak herkesin yaşayacağı özellikle yeni neslin içinde hayat olduğu bir dünyaya doğru hızla akış olduğunu gördük.  Dünya mobil telefon, bilgisayar veya diğer yeni iletişim dünyasının içinde Kanadalı yazar Marshall McLuhan'la birlikte anılan bir kavram olan, özellikle elektronik iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte, dünyanın küçük bir topluluk gibi olacağına inandığının ötesinde küçük bir köy olmaktan da öte içimizde yaşayan dünya haline gelmiştir. Her insan dijitalleşme ile dünyanın neresinde olursa olsun diğer insanı etkileyebiliyor hayatına dahi müdahale edebilir hale gelmiştir. Dünya her insanın içinde küçük bir köy gibi zamanlara gelinmişti. Dünyanın her bireye küçük köy haline gelmesinin fazla etkili kesimse yeni nesil olmuştur. Dijital dünyada her birey kendi dijital çitinin ve bu çitle çevrili dijital dünyanın içinde, gelişmiş teknolojik cihaz veya aletlerle her türlü bilgiye ulaşıyor, isteğini bu yeni teknoloji ile yapabiliyordu. Bir anda kişi ülkenin gündemine oturuyor günlerce sanal âlemde konuşuluyordu. Ülke yeni bir bilgi ve bakış açısına giriyor. Ülkemizde her şey yeni yeni rayına oturmaya başlamış, eski alışkanlıklarını bırakmaya başladı dediğimiz bir zamanda bir darbe yapılmaya çalışıldı. Ülkemizi kaosa götürecek, tarihin derinliklerinde adının silinmeye çalışıldığı, büyük bir uçuruma doğru vatanın gönderilmeye çalışılan bir darbe. Fakat sosyal ağların ve iletişimin anın yayılması ülke insanlarına hemen ulaşması herkesi sokaklara döktü. Darbeye karşı büyük bir halka ayaklanması mücadelesi verildi ve darbe püskürtüldü. 15 Temmuz’da gerçekleşen darbe girişimi ülke insanlarında sosyolojik kırılmalar meydana getirdi. Cemaat türü yapılanmalar insanlar daha bir temkinli daha bir dikkatle bakmaya yaklaşmaya hatta uzaklaşmaya başladı. Sanat edebiyat ve kültür düşünce dünyası yeni bir trende, yeni bir bakış açısına ister istemez girmeye başladı. Özellikle dijital iletişimin etkisinin gün geçtikçe etkisinin artması ve sosyal hayata etkisinin çoğalması bunun en önemli etkenlerinde biri olamaya doğru yol almaya başladı. Yeni nesil yeni dünyanın içerisinde daha etkin daha bir kendini bulur hale geldi. Geleneksel yapılarımızın ve hayatın yeni dünyanın içerisinde yeri olmadığı gibi, dijital dünya yeni nesile yeni bir dünya sınıyordu. Ülkenin buhran dönemlerinde ve yeni neslin dijital dünyada daha bir rol aldığı zamanda, matbuu dergilerin yeni dünyaya ayak uyduramaması gibi etkenlerden dolayı, gelecekte iletişimin ve düşüncenin dünyaya yön vereceğini düşünerek dijital e dergi İlevdü dergisini çıkarmaya karar verdik. Dergi her yönden güçlü olmalıydı, güçlü bir ekiple yola çıkılmalı ve bu güçlü ekiple yerelden dünyaya seslenmeliydi. Derginin görsellik estetik olarak dijital dünyada farklı bir yeri olmalı ilgi çekmeli, insanlar dönüp bir daha bakmalıydı. Sanal dünyada şmdiye kadar hiçbir e dergi yer edinememiş, insanların dikkatini çekmemişti. Yeni nesil dijital dünyanın içerisindeydi ve toplum o tarafa doğru büyük bir hızla gidiyordu ama dijital e dergi formatında sanat edebiyat kültür içerikli derginin olmaması veya yer edinememesi büyük bir handikaptı. Bu nedenle zengin içerikli güçlü bir ekibi olan bir dergi olması gerekiyordu. Bu nedenle yayın kurulunu oluşturmak için Türkiye’de önemli kalemleri, düşünce dünyasında yeri olan, sanat edebiyat dünyasının önemli isimleri ile irtibata geçildi. İrtibata geçtiğimiz isimler ilk önce garipsediler nasıl olur tereddütleri geçirdi. Çünkü daha önce böyle bir oluşum yapılanma dergi çıkmamıştı. Ve güçlü bir yayın kurulu ile beraber imtiyaz sahibi Furkan Eren. Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Mortaş. Yazı İşleri Müdürü Sefa Uncu. Sanat danışmanı Ümit Parsıl, Fotoğraf Kurulu Hülya Şirikçi, Yunus Torun, Nihal Kesici. İletişim Sanat Haber Merkezi Ömer Faruk Yaşar, Ömer Üzüm. Hukuk Danışmanı Gökhan Çiftçi. Mali İşler Sorumlusu Ahmet Karacan. Yayın Kurulumuz Akademisyenler, şair, yazar öykücü, ressam, fotoğraf sanatçılarından oluşturduk. Prof.Dr. Namık Açıkgöz, Doç.Dr.Hasan Aktaş, Dr.M.Akif Şahin, Şair Mehmet Gemci, Şair Hüseyin Gök, Yazar Menekşe Özkaya, Yayınevi sahibi Fatma Ersin Yargıcı, Yazar Ali Bal, şair yazar Mustafa Uçurum, Yazar Mehmet Kurtoğlu, Şair yazar Gökhan Akçiçek, şair Yasin Mortaş, yazar Nidayi Sevim, tarihçi yazar Mehmet Işık, Faruk Yıldız, Ressam  Sait Işık, roman yazarı yazar Nuri Yıldız. Yayın kurulumuz ülkemizin önemli isimlerinden oluşturmamız derginin ayaklarının yere basmasını sağladık. 

Dergiyi diğer dergilerin tersine farklı bir tarihte ve o tarihe atıf yaparak çıkarmaya karar verdik. Günlerce derginin iç tasarımı dış tasarımı üzerinde çalıştık. Derginin bir Web sayfası birde e dergi formatını oluşturduk. Yanımızda olan fakat bu işlerden anlamayan sadece işin havasında olanları ise yanımızdan uzaklaştırdık. Belki de dergide en önemli etkenlerden biride ekip olması ve daha verimli sonuçları alınmasıydı. Bazen ekibin için çürük elma kurdu gibi yiyip bitiren her şeyi çıkar amaçlı düşünen hareket eden kişilerde çıkabiliyor. Bu tipler böyle önemli oluşumlarda birkaç kişiliği ile hareket etmesinden, birkaç yüzü olduğu için aramıza hangi kişilik hangi yüzle geldiğini ilk önce bilemiyorsun. Fakat yüzler meydana çıktıkça neşteri vurmak kaçınılmaz oluyor. Dergiyi bu tiplerden uzak tutarak hazırlığımızı yaptık. Darbe girişiminin yıldönümü olan 15 Temmuz 2018’de çıkarmaya karar verdik. Ve her ayın 15’nde çıkacağını derginin içerisine yazılı olarak koyduk. Güçlü kadrosu ve zengin içerikli derginin dijital dünyada nasıl karşılık bulacağını bizde merak ediyor, okuyucunun tepkisi bakış açısı nasıl olacak bizlerde bilmiyorduk. Çünkü yeniliğe karşı her zaman mesafeli durulmuş, yavaş yavaş yaklaşmaya insanlar anlamaya çalışmıştır her zaman. Cemil Meriç Dergi, “hür tefekkürün kalesi” demişti fakat o zamanlar dijital e dergi yoktu şu anda yaşasaydı belki daha farklı şeyler söylerdi. Şu anda hür tefekkürün kalesinden daha geniş farklı bir durum vardı. Matbu dergilerin hazırlanması çıkarılması, okuyucuya ulaştırılması günler hatta aylar alan zorlukları var. Geleneksel olarak ülkemizde matbu dergiler zihinsel olarakta ağırlıkta fakat çoğu zaman maddi sebeplerden dolayı da bir çok dergi kapandı dergi tarihinde yerini almıştır. Hür tefekkürün kaleleri dergiler okuyucuya ulaşmada her zaman sıkıntı yaşadı ve günümüzde de yaşamaktadır.Teknolojinin hızla geliştiği ve internete bağımlılığın gittikçe arttığı bir zamanda matbu dergilerin ayakta durması devam etmesi zor görünmektedir. Aynı durumu gazetelerde gördüğümüz yaşadığımız gibi. Hür tefekkürün yanına belki de sanal hür tefekkür demek gerekiyor günümüz dünyasında. Küresel küçük sanal dünyada herhangi bir olay durum anında dünyanın her tarafına ulaşmakta, hatta bilgiyi anında dünyanın herhangi bir yerinden alabilmekteyiz. Hür olmak artık sanal dünyada yaşanmakta yol almaktadır. Bu düşüncelerle dijital dergiyi çıkarmaya karar verdiğimizde ülkemizin geçirdiği buhran dönemlerinden çıkışıyla birlikte ilk sayımızı 15 Temmuz 2018’de çıkardık. Kapağımız darbe girişimini önleyen halkımızın coşkusunu koyarak her türlü darbeye, ülkeyi kaosa sürükleyecek herhangi bir duruma karşı olduğumuza söylemiş olduk. Ve dergimizin iletişim düşünce dergisi olması nedeniylede toplumları iletişim ve düşünce ile nerelere taşıyacağının nişanesi olarak gördük. Dergi ilk çıktığı gün sosyal paylaşım sitelerinde aynı gün paylaşılarak ilk sayısı saniyeler içinde dünyanın her yerine ulaştı. Ekip olarak gerçekleştirdiğimiz bu paylaşımlar insanlar ilk önce ne oluyor buda nerden çıktı demeye yorumlar yapmaya başladı. Daha önce derginin çıkmasıyla ilgili reklamlar yapmıştık fakat insanlar okuyucular bu şekilde bir dergi çıkacağını tahmin etmiyordu. Gerek görsel gerekse zengin yazıların içeriğiyle ve güçlü ekibiyle okuyucunu ilgisini çektik. Fakat alışkanlıklar, geleneksel dergi anlayışı nedeniyle çoğu okuyucunun bakmadığını, bu yeni oluşuma yabancı olduğunu gördük. Dergimizin ikinci sayısından itibaren özellikle kapak tasarımını dijital dünyanın ve kendi kültür medeniyetimizin bakış açısına göre hareket ederek yapmaya çalıştık. Mobil telefonlarından veya bilgisayarlarından İlevdü dergisine girenler farklı görselliği estetikliği içeriği zengin bir dergi ile karşılanınca Türkiye’nin çeşitli yerlerinden dönüşler olmaya başladı. Tahmin edilemeyen bir durum vardı ortada buda matbu dergilerin dışında da okuyucunun ilgisini alakasını çekecek dijital bir dergiyi okumalarıydı. Dergide özellikle hiçbir yere bağlı kalmadan tarafsız olarak eserin sanat edebiyat iletişim düşünce felsefe vd. yer verdik. Dergide şiire yer vermedik. Özellikle İlevdü 5. Sayıda büyük bir patlama yaparak geniş okuyucu kemsine ulaştı. Bu sayıya kadar dergiyi yavaş yavaş okumaya tanımaya başlayan okuyucu zengin içerikli yazıları görmeye başlamasından itibaren ilgi alakasını yoğunlaştırdı. Dergimize önemli yazar şairlerden güzel eserler gelmeye başladı. İnternetin her türlü imkânını kullanan dergimiz zamansız iletişim sloganı ile de internetin olduğu dünyanın neresinde olursa olsun iletişimin sağlanacağını okunacağını özellikle belirtti. Dergimiz bu konuda da başarılı olduğu gibi ülke dışını aşan ve sloganımız olan yerelden evrensele bir dergi özelliğini de başarmış oldu. Her sayıyı okuyucu heyecanla beklemeye başladı. Bu sayıda kimler var, kim ne yazmış merakı içine girmişti insanlar. Geleneksel matbu dergi okuyucusunun dergiye bakış açısını değiştirmiş ve bayağı yol katetmiştik. Asıl sebebi yeni neslin dijital dünya ile iç içe olması ve dünyada olup bitenler, yaşananlar sanal alemde cereyan etmesi. İnternet dünyasında eğer herhangi bir şey gündeme gelmiyorsa değeri de önemi de yok hatta hiç kimsenin haberi dahi olmuyor. Büyük sosyolojik durumlar, nedenler, olaylar bu dünyada gündeme geliyor ve çok büyük etkileri oluyor. Bunun örneğini saymakla bitiremediğimiz gibi yeni yeni gündemler olaylar her zaman yaşanacaktır. İlevdü dergimizde çok kısa zamanda isim duyurmasının sanat edebiyat dünyasında gündeme oturmasının en önemli sebebi internet dünyasında bilginin, görüntünün görselliğin büyük bir hızla dönmesi. Bu dünyada yoksan hiçbir yerde isminde yok derginde yok. 

12 sayı olarak yola düşündüğümüz İlevdü dergisinde 5. Sayıdan sonra ülke gündeminde yavaş yavaş isim duyurmaya başladık. Çeşitli haber kanallarında sanat edebiyat dünyası adına dergimize yer vermeye haber yapmay başladılar. Şair yazar Mustafa Uçurum dünyabizim.com’da her ay dergileri köşesine taşırken İlevdü dergisini de yazdı. Ve şöyle yazmıştı “İlevdü dergisi; iletişim, düşünce, sanat ve medeniyet alt başlığı ile 9. sayısına ulaştı. Bir dijital derginin çok ötesinde çalışmalarla çıkıyor İlevdü” . Matbu dergilerin arasında ilk defa dijital e dergiyi bir köşe yazarı diğer dergiler gibi tanıtmış ve derginin nerelere geldiğin görmüş olduk. Her ay özenle yaptığımız kapak tasarımı ve iç zenginliği ile dijital dünyanın e dergicilikte yeni dergiler için bir çığr açtığını düşünüyoruz. Mavera Dergisinin kurucularından ve Yedi Güzel adamdan biri olan ve dergimizin yazarlarından olan Prof.Dr. Nazif Gürdoğan dergi için şöyle yazmıştı. “Dijital okuyucuların, dijital dergileri ve dijital yazarları olur. Sosyal medyaya karşı çıkmakla, okuma ve yazmaya karşı çıkmak arasında bir fark yoktur.Nasıl gölgesi olanın aslı olursa, İLEVDÜ'nün de bir zaman sonra aslı olacaktır.Sosyal medya yer alanlar,kendilerine raflarda yer açarlar” İlevdü yeni nesil ve gelecek nesil için ve bilginin sanat edebiyata dijital dünyada büründüğü şeklinin e dergide olabileceğini göstermiş olduk. Uzun bir yolculuktu bizimkisi. Sanat edebiyat dünyasını dijital dünyaya taşıyan uzun ve zahmetli bir yolculuktu. Gönüllerden gönüllere iletişim sağlayan, yeni dünyayı yeni nesli anlamaya çalışan ve bu minval üzere yeniden dirilişi sağlamaya çalışan uzun bir yolculuktu. Sabrı ve zamanı medeniyetle birleştirmeye çalışan ve bunu dijital dünyaya taşımaya çalışan uzun bir yolculuktu bizimkisi. Suskunluğun sessizliği sanal dünyada bilgiye, öyküye, araştırmaya, denemeye dönüştüğü uzun bir yolculuktu bizimkisi. Bir veda muştusu ile dergimizi bilen bilmeyen, okuyan okumayanlara şu gökkubbenin altında içlerinde bir ukde bıraktıysak ne mutlu bize. Elbet bir gün ‘Kalır dudaklarda şarkımız bizim’ fakat yeni dergi doğumlarda yeni şarkılarla geleceğimiz günün habercisidir dudaklarda kalan şarkılar. Her gecenin sonu, batan güneş, zamanını yitiren düşünce fikir, sanat edebiyat yeniden doğumların müjdecisi değilmi. Yeniden doğmak için bir veda muştusu sunarak hoşçakalın diyoruz.


    Yazımızı Paylaşın;