image

Çocukluk Anıları

Fatma Gül Mimsin

İlkokul 4.sınıftaydım okul hayatım sıradanlaşmaya başladı derken sınıfa
Müberra adında bir kız öğrenci geldi İlk başlarda sınıfta istenmedi. Vasat bir öğrenciydi. Bense kimseye kötülük etmeyen, hep iyilik eden ve iyiliğin her zaman kazanacağını düşünen bir öğrenciydim. Ve bu nedenle Müberra'ya tek iyi davranan kişi neredeyse bendim. Bu iyi davranışım gittikçe samimi bir arkadaşlığa dönüştü. Müberra fakir bir ailenin dört çocuğunun üçüncüsüydü hep ailesinden dert yanar, babasının para vermemesinden fakir olmalarını şikâyet ederdi. Bir de annesi diğer kardeşlerinin kendinden çok seviyor diye dert yanardı. En çok üzüldüğü buydu. 
Ben ise babamın ve annenin mükemmeliyetçi davranışlarından usanmış, artık hayatı iyi ve kötü olarak görmeye başlamış, sanki yasak ve doğru arasında sıkışıp kalmıştım. Teneffüs saatleri birbirimize ailemizi şikâyet ettiğimiz saatler olmaya başlamıştı. Her gün teneffüslerde bir önceki günün ailemizle yaşadıklarımızı konuşup yeter artık diyorduk. Ama eve gidince yine aynı çocuklar oluyorduk. Teneffüste ailemize şikâyet etmemiz gittikçe çılgın hayallere dönüştü bir gün evden kaçıp başka şehre gidip çalışıp çok zengin olacaktık başka bir gün ormana kaçıp orada ağaçtan ev yapıp topraklardan kap kacak yapma hayalimizde vardı Tabii ki bu benim hayalim de bir Berra'nın ki genellikle zengin olmakla ilgiliydi. Birgün yine teneffüste konuşurken,
-Müberra: Biz evden kaçarsak Ailemiz çok üzülür mü?
-Gül: Tabii ki biz siz kalınca kıymetimizi anlarlar.
-Müberra: Zengin olduğumuzu görünce bizi affederler.
-Gül: Ne zengini? Hani ormana kaçacaktık?
-Müberra: O zaman 2 yıl ormanda yaşayalım. Sonra İstanbul'a gider zengin oluruz.
-Gül: Önce ormana gideceğiz bak! Caymak yok. 
-Müberra: Orman ne ya insan daha iyi bir hayat yaşamak için evden kaçar
-Gül: Ormanda dere kenarında ağaçtan ev yapacağız. Topraktan kap kacak, gece olunca; Çıra yakıp etraf aydınlanacak ve gece olunca evimizi mis gibi çam kokusu saraca. Yiyeceklerimizi yetiştireceğiz sebze meyve dikeceğiz, hayvanlar besleyecek siz hem arkadaşımız olacak hem de bize süt, yoğurt verecek. Gübremizi onlardan sağlayacağız suyu dereden alacağız orada da balık tutup, yemek yapacağız.
Komik olan bunları yapacak olan 10 yaşında 2 tane kız. Hala düşündükçe inanamıyorum kendime. Ağaçları nasıl keseceğiz, onlardan nasıl ev yapacağız bitki için tohum, hayvan beslemek için hayvan nereden alacağız? Sorular sorular. Tabi resim dersinde tek çizimim dere kenarında ağaçtan ev ve diğer hayallerim. İkimiz de o kadar inanmıştık ki buna nasıl yaparız diye bir soru gelmiyor da aklımıza. Neyse bir gün teneffüste fazla konuşmuşuz zilin çaldığını duymamışız bir arkadaşımızın yanımıza gelip. Ne yapıyorsunuz? Öğretmen geldi sizi sordu sizi gebertecek. Sözü ile irkildik arkadaşımıza sen git biz geliyoruz dedik, ama içten içe korktuğunuz için içeri de girmek istemiyorduk. 
-Müberra: Var mısın? Aylardır hayalini kurduğumuz şeyi yapmaya. 
Gül: Ne?
-Müberra: kaçmaya. 
-Gül: Nasıl olur ki? 
-Müberra: Çok güzel olur.
Genellikle arkabahçe açık olurdu. Ve oradan çıktık. Benim ancak 2 kişiye yetecek otobüs parası Müberra da ise hiç para yoktu. Yoldan otobüse binip ormana gitsek öğretmen idareye haber vermiştir ve idare'de polise haber verir ve bizi yolda bize kıskıvrak yakalarlar. En iyisi akşam gitmekti ama akşama kadar bekleyecek bir yer lazımdı ve aklıma sadece anneannem Anneannemin evine doğru yola çıktık. Yolda, Müberra gitmesek, geri dönsek daha iyi olur. Gibi cümleler sarf etmeye başladığında onu dinlemeden büyük anneanneme gitmeye devam ettik. Zili çalıp Eve girince Müberra ağlamaya başladı. 
-Gül: Ne oldu?
-Müberra: Annemi özledim.
-Gül: Ne annesi? Yarım saat oldu daha okuldan çıkalı.
Berra hıçkıra hıçkıra ağlıyordu her gün ailesini şikâyet eden kız gitti yerine anne anne diyen ana kuzusu gelmişti. Baktım olacak gibi değil. Müberra'yı geri okulun üst yoluna kadar getirip; Bak burası okul deyip anneanneme geri döndüm. Müberra olmasa da ben planımı gerçekleştirecektim. Ama planım işe yaramadı çünkü Müberra beni şikâyet etmişti. Ayrıca nereden bilebilirdim Müberra'nın okula gidip öğretmene "Gül beni kaçırdı. Elinde zor kaçtım buraya tek başıma geldim, Gül'e yapmayalım dedim ama beni dinlemedi" diyeceğini.
Öğretmen bunları duyunca babamı çağırmış Müberra ise aynı yalanı babama da anlatmış anneannem de olduğumu da söylemiş. Tabi ben her şeyden habersiz büyük annemde oturuyorken zil çaldı kapıyı açtım karşımda babam. Tahmin edersiniz eve gidince ye kadar yediğim fırça haddi hesabının olmadığını ve eve gidince annem de katıldı hiç unutmuyorum gece olunca sabaha kadar Müberra'ya mektup yazmıştım içimdeki kini ancak öyle azaltmıştım. Okula gidince bir de öğretmen güzelce fırça atmıştı şu an düşünüyorum da acaba Müberra ağlamasaydı ormana gitmeye kalkışır mıydım?


    Yazımızı Paylaşın;